İzleyiciler

28 Kasım 2011 Pazartesi

Kadınların En Çok Kullandığı Kelimelerin Anlamları

PekiBu kısa ve net kelimeyle aslında çok şey anlatır kadınlar. Sinir, yılmışlık ve bıkkınlık anlamına gelir.


Nasıl İstersenAslında kadınlar nasıl isterse öyle olur, yalandır.


AnlıyorumHayır, anlamıyorum demektir. Anlamayacakları da kesindir.


Hı HıAnlat anlat heyecanlı oluyor demenin kadınca versiyonudur.


Bilmem KiAslında bilirim, hatta sadece ben bilirim ama yine de sen bilirmişsin gibi olsun, demektir.


YanılıyorsunNet şekilde kızgınlık ifade eder. Gizliden gizliye de değil, kesinlikle yanılıyorsunuzdur.


Tamam TamamBakarız demektir. Sen kes sesini yeter anlamına gelir.


HaklısınHaklı falan değilsin de, yeter ki kavga çıkmasın, susalım demektir.


Gerek YokHem de nasıl gerek var!


Sağol Lütfettin demektir. Net.


Gerek YokArtık hiçbir önemi yok, unut gitsin demektir.


AmaaanSaçmalamanın kısasıdır.


Öyle Mi?Sondaki i biraz uzunsa, ciddi tehdit barındırır. hele bir de tek kaş kalkmışsa, kaçın.


Ben BeğenmedimÖzellikle güzel bir kadın övülürse duyulur. Aslında çok güzel Allah kahretsin demektir.


Beş DakikaEn az 1 saat demektir


İyiHiç iyiye alamet değildir.


Yok Bir ŞeyBir şey var ama sen anlamazsın demektir.


Her NeyseGeçti Borun pazarı demektir.


HiçNeyin var sorusunun en yaygın cevabıdır. Ve büyük yalandır.


LütfenYa dediğimi yaparsın ya da yanarsın demektir.


Hayatım Bir şey istenirken söylenen en yaygın kelimedir. Vurgulara göre anlamı değişir, tehdit içerir.


*bi yerde okudum ve bayıldım. ne kadar ben gibi, biz gibi. 

26 Kasım 2011 Cumartesi

Sevgiliden Asla Gelmeyen Oyuncağın Hikayesi

Ortaokul ve lise yıllarından beri devam eden bir istekti bu.

Ne zaman oyuncakçının önünden geçsem, en büyük boyu ile karşımda dururdu bu masum kuçu kuçu. Dişisi ve erkeği var, genelde ikisini yan yana koyarlar. Böyle pişman gibi, masum gibi ne biliyim işte bütün oyuncakların içinden kendini belli ediyordu bana. Her zaman sevgilimden bu oyuncağın geleceğini düşündüm, hayal ettim, istedim.

Neden böyle bir düşünceye kapıldım hala bilmiyorum. Ama o kadar kaptırmışım ki, kendime asla bunu. Hep gittim fiyatına baktım, boylarını kontrol ettim ama asla almadım. O zamanlardan bu yana sevgilim olmadı mı? Oldu tabi ama hiç peluş oyuncak gelmedi bana. Soran da olmadı, sever misin diye? Belki de sordular ben hatırlamıyorum. Alalım deseler bile, buna o kadar para verilmez deyip vazgeçiririm ben adamı. Böyle de malım yani. Lan ne olmuş adamın içinden geldiyse alsın işte. Ama yok bayan Lazanya yapmaz öyle. Bu zamana kadar öyle yapmadı da ne geçti eline... Neyse işte. Geçen gün yine oyuncakçıya girdiğimde gördüm. Bu orta boyu, benim istediğim değil çünkü buna öyle sarılamıyorsun üzgün üzgün. Onu öyle görünce dayanamadım fotoğrafını çektim. Adını bilmediğim için, internetten bulamıyordum bari fotoğrafı olsun dedim. 

Dün gece twitterda fotoğrafı paylaşır paylaşmaz çok eski bir arkadaşımdan mesaj geldi. Önce biraz oyuncak geyiği yapıp sonra da, "sana bu hediyeyi ben alsam, sevgilim alsın hayalini bozmuş olur muyum?" dedi. O an ağlamaya başladım. Sanırım şu bi kaç gündür biraz stresliyim onun da etkisi oldu. Ama çok üzüldüm, duygusallaştım o an. Benim mutlu olmam için, arkadaşım bunu diyebiliyor ama adamlar kıymet bilmiyor. Üzücü.

Alma dedim, belki hiç öyle bir prensim sevgilim olmayacak... Belki hiç bu kuçuya sarılamayacağım ama kendimde almayacağım. Neden böyle bir bağ kurdum bilmiyorum ama küçüklükten gelen bir şey, en başta da dediğim gibi. Siz siz olun böyle bir totem yapmayın, asla olmuyor :( 

16 Kasım 2011 Çarşamba

Narin Lazanya afsdafsd

Filmlerde, dizilerde sinir krizi geçiren kadınlar ne kadar narin. Krizden sonra pıt diye düşüp bayılıyorlar. Bünyeleri mi kaldırmıyor anlamadım. Ben öyle bir kriz geçirsem, olayı tamamlar, üst geçitten karşıya geçer, durakta otobüs bekler, ego kartını basar ve tıklım tıklım otobüse binip eve giderdim. Hiç öyle bayılmalar bilmem ne olmazdı yani. Hemende yakınlarında biri olur, kucaklar ve giderler. Hadi diyelim ben kriz geçirdim, öyle olduğum yere yığılırdım. Bir Allah'ın kulu da ne olmuş bu kıza demez. Daha da abartacak olursam üzerime basıp geçerler.

Ama o anda bir prens gelebilir, pamuk yanağımda ve kiraz dudağımdan öpebilir tabi. Neyse çok film senaryosu oldu. Pek gerçekçi değil sevmedim.

13 Kasım 2011 Pazar

kadın ve erkek arasında doğru bilinen yanlışlar

Pazar sabahı uyandım böyle yavru kediler gibi gerindim yatakta. Saçlarım dolaşmış. Uzadıkça bakımı zorlaşıyor, yandan topladım. Leoparlı komik ev botlarımı giydim. Dukan diyetinin kahvaltısını hazırladım, annemle biraz küsüşük olduğumuz için tek başıma bilgisayar ve televizyon karşısında yedim. Starlife diye bir program vardı gözüm ona takıldı. Anlam veremediğim bir konu var. Ondan bahsedeceğim. Doğrusu hangisi bilemedim.

-ünlü kadınlar direksiyon başına geçiyor ve yanlarındaki adamlar öylece oturuyor. kim oldukları belli değil, sıfatları yok adam işte. bana garip geliyor, adamın arabası yok mu? mesela demet akalınla takılan adamın, nasıl arabası olmaz. hadi yok diyelim taksiyle evinden alsın arkadaş. yanında erkek varken, kız araba kullanır mı? kullanır sanırım, bu benim geri kafalılığım :)

bunlarda kulakdan dolma,

-bi de hani her zaman bildiğimiz, bayanlar önden lafı var ya. o aslında öyle değilmiş. erkek önden bi girip bakmalıymış içerisi müsait mi diye, sonra buyur etmeliymiş. adam neyi kontrol edecek anlamadım. restoran diyelim.. en fazla yemek yiyorlar işte.

-bir erkek bir bayanın sigarasını yakıyorsa, bayan erkeğin eline dokunmalıymış. bu bir teşekkür biçimiymiş. temas.

-bayanlar, ateş uzatan erkeğe teşekkür etmemeliymiş bu zaten erkeğin göreviymiş. olduu, yazık lan çok üzerine gidiyorlar bu erkeklerin.

değişik şeyler herkes farklı düşünebiliyor ve herkes farklı bir şey biliyor. biri bu kuralları söylese ve hepimizin doğrusu aynı olsa ah ne güzel olurdu :))

mesela ben yanımdaki adamın ezilmesini asla istemem. kankamla yemeğe çıktık diyelim ya da başka yakın bir erkek arkadaşımla. ben ödeyeceğim belki hesabı, bunu öyle millete göstere göstere yapmam. karşımdakine uzatırım gizlice, o verir hesabı. etraftan görmesinler bilmesinler isterim. araba kullanma konusunda da kafam bu şekilde basıyor sanırım. ondan böyle bir yazı yazma gereği duydum.

iyi pazarlar. feminist hatunlar ağzıma sıçmasın :)

3 Kasım 2011 Perşembe

SEN HİÇ ...

Sen hiç,

-kendini anlatırken yoruldun mu?

-başkalarına güç verirken, ertesi gün uyanmamayı düşündün mü?

-karar aldıktan bir gün sonra uygulamayıp, kendinden nefret ettin mi?

-kendini aşağılayıp, saygını yitirdin mi?

-güzelliğinden vazgeçip, kendini çirkin gördün mü?

-artık gücün olmadığı için, kalabalık içinde onaylamadığın bir şeye sessiz kaldın mı?

-sigaranın sana zarar verdiğini hissettiğin an, adeti arttırdın mı?

-bu gece yatarken hangi ilacı, hangi dozda içsem sabahı göremem diye hesap yaptın mı?

-ölmeden önce bir mektup bırakmak istedin mi?

-o mektup için bir taslak oluşturdun mu?

-ölmeyi kafana koyduğun an, yaşarsam mutluluk beni bulacak mı, her şey düzelecek mi diye düşünüp ölmeyi erteledin mi?

-sarı saçlarının rengini siyah yapmak istedin mi?

-yemek yedikten sonra pişman oldun mu?

-kitap okumadığın için kendinden tiksindin mi?

-bilgisayar başında saatlerini öldürdüğün ve kendin için bir şey yapmadığın oldu mu?

-işsiz kalıp bunalıma girdikten sonra, iş bulup evinde yayılmayı özledin mi? sonra yeniden işsiz kalıp kendine lanet ettin mi?

-acaba ah ettiğim adamlar yüzünden mi bu haldeyim diye kendine sorup kafayı yedin mi?

-rejime başladıktan sonra istikrarsız olup kendi hayatının içine ettin mi?

-kanser olursam eğer, tedaviyi reddedeceğim diye karar aldın mı?

ben bunların hepsini yaptım.