İzleyiciler

24 Aralık 2012 Pazartesi

"2013'e bir hafta kala" yazısı

Merhaba!

Neler yapıyorsunuz, hayatlarınız nasıl gidiyor çok merak ediyorum. Okuyamıyorum sizleri.

Ben iyiyim. İş güç derken bir de aşk yaptım :) Her şey yolunda maşallah. Çok anlatamıyorum çünkü buraya ne yazdıysam hep tersine gitti. Korkuyorum artık.

2013 geliyor ya, yine ümitliyim yine şükürlerim teşekkürlerim ve dileklerim var. Bu sefer daha az ama.

Sağlık istiyorum
İşimin devam etmesini istiyorum
Sevgilimle daha da sevgili huzurlu engelsiz günler aylar yıllar istiyorum ( aslında bir ömür istiyorum ) :)
Huzurlu bir aile ve güzel yaşamak için para istiyorum

Bir önceki yıllardaki yazılarıma bakarsanız sayfalar dolusu istek var :) Bu isteklerin azalmasını sağlayan hayatımdaki adama teşekkür ediyorum. Dilerim yine daha da güzel haberleri yazmak için gelirim buraya.

Peki ya siz ne yapıyorsunuz? Nasıl gidiyor, neler değişti?
Yorumlarıma bakacağıma söz veriyorum ve sizi öpüyorum.


Belki de daha sık yazarım kim bilir...


28 Ağustos 2012 Salı

Yalnız geçen bir tatil ve doğum günü

Tatil kötü geçti. Arkadaşlarımın ki ise güzel. Kafana göre arkadaş bulup tatile gitmek zormuş. Kötü bir deneyim oldu. Ailem olmadan ilk tatilime sevgilim ile gitmiştim. O bile daha güzeldi. Keşke annemle tura falan katılsaydım da...

Ofise gelmek için can attım resmen. Evime, işime dönmek istedim. Doğum günü sabahımda tek başıma kahvaltı ettim. Çoğu gece oda da yalnız uyudum, birilerini bulmak için gram uğraşmadım, en azından vicdanım rahat döndüm. Geçiyor neyse ki... Bir bir yazmak isterdim ama geçmişime günlüğüme baktığımda hatırlamak istemiyorum bunları.

Sanırım 2012 yılının bana en büyük armağanı, işim oldu. Allah bozmasın. Güzel kalpli herkesin işleri tıkırında gitsin.

Hafta geçti aradan ama hala silkelenemedim. Geçecek elbet unutacağım.


Arada duygusal boşluğa düşsem de, toparlanıyorum hemen. Gerçek hayata tutunuyorum. Başıma gelenleri ölçüp tartıyorum ve daha da çekilmez hale geliyorum.

Ama genel olarak mutluyum. 25 yaşına girdim. Bana şans ve mutluluk getireceğine inanıyorum. Şefkat ve ilgi tribine girmeden bu yazıyı burada tamamlıyorum.

Umarım sizin tatiliniz güzel geçmiştir - geçer...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Küsmek nedir bilir misin?

KÜSMEK nedir bilir misin?..
Küsmek DÜRÜST'LÜKTÜR.
Çocukçadır ve ondan dolayı SAF'TIR..
YALANSIZ' DIR.
Küsmek; SENİ SEVİYORUM' dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır KÜSMEK.
KIZDIM ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
KÜSMEK; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
KÜSMEK, sevdiğini SÖYLE demektir... Hadi ANLA demektir...
KÜSMEK; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...

Nazım Hikmet

Okuyunca öyle çok sevdim ki, öyle samimi buldum ki sizlerle paylaşmadan duramadım.

17 Mayıs 2012 Perşembe

Benim hayallerim var, kiminin vazgeçtiği şeyler...

Keşke diye başlamak istedim.

Keşke mutluluk tanımımız belli olsaydı. Mesela, çikolata yersen kesinlikle mutlu olursun. Alışveriş yaparsan mutlu olursun. Kumar oynarsan mutlu olursun... gibi gibi.

Ama tanım falan yok. Biz kızlar bir şeyi unutmak için alışverişe çıkarız. Para harcarız. Eve gelince aldıklarımızı denemeden poşetiyle beraber odanın köşesine bırakırız. Ertesi gün aldıklarımızdan bir şeyler giymek için poşeti açarız ama ne kadar sevmediğimiz, alakasız şey varsa onları buluruz. Yani o alışveriş bizi mutlu etmez. Aksine, gidip onları iade etme daha yorucu ve sinir bozucudur. Belki de mutsuzluğumuz devam ettiği için, değiştirme gereği bile duymayız.

Mutsuzken çikolata isteyen bir grup vardır. Bunun %80i pms döneminde olur. Çikolata yerken, ağlama krizine giren bir insanın parmaklarının ucundan dökülen yazıyı okuyorsunuz şuan. Neymiş demek ki, çikolata da mutluluk vermiyormuş.

Kumar örneğini vermeden geçmek daha mantıklı. Çünkü saçma bir örnek olmuş :)

Çoğu zaman, ah ulan kafamda tasarladığım adam çıkıp gelse dünyanın en mutlu insanı ben olurum diyorum. Bu istekler çoğu zaman değişiyor.
-istediğim iş olsa
-kilo versem
-maaşıma zam yapılsa
-bir arabam olsa
-evlensem
-boşanmasam
-ev alsam
-şu kredi ödemesi bitse
-bu yaz tatile çıksam

gibi gibi...

O kadar fazla var ki aslında. Hepinizin aklından geçenleri buraya yazsam, klavyeye dokunan güçsüz tırnaklarım kırılır.

Bazılarına bakıyorum, hepsi var onlarda. Benim hayallerim, onların vazgeçtikleri. Kız erkek fark etmez. Sevgiliniz olmadığı dönemlerde, çirkin kız / erkek - güzel kız / erkek çiftini el ele görüp "ah ulan" demişliğiniz vardır. Onlar birbirini nasıl o kadar sevebiliyor? Nerede tanıştılar? Acaba bu kadar mutlu görünen bir çift, birbirine güveniyor mudur? Adam kızı kullanıyor mu? Aşk yok mu aralarında? Adam kıza para mı yediriyor acaba? Bu sorular yine uzar gider. Ama cevabı asla bulunmaz.

Benim hayatımda nedense, istediklerim bir arada olmadı. İşim oldu, dana gibi oldum sevgilim olmadı. İşim oldu, zayıfladım ama sap kaldım. İşsiz kaldım, param bitti, sevgilim oldu. Sevgilim beni terk etti, iş bulamadım, evde oturup kilo aldım. Bütün kış işsizdim, parasız pulsuz. Şimdi yaz geldi. İşim var, daha maaşım yok ve tatil hakkım yok. Düşünsenize 2009dan beri tatile gitmiyorum. İnsan her seneye hayal kırıklıkları yorgunluk ve küskünlükle girerse nasıl mutlu olabilir ki? Çikolata mı yiyeyim? :) Gerçi şimdi tatil yok diye şikayet etmiyorum. Aman diyim patronlar falan blogumu biliyor :) ahahaha Blogu okuyan çoğu kişi bilir ki, ben her zaman mutlu olacağım, geçinmeme yetecek kadar maaşı olan, huzurlu mutlu bir iş ortamı istemiştir. Daha çok yeni ama buldum gibi. Evet şuan ofisten yazıyorum. İşlerimin bir çoğunu sabahtan beri başımı kaldırmadan tamamladım ve ofis hatırası olsun diye bloga minik bir iz bırakmak istedim. Patronların blogu bilmesi kötü gerçi, bıdır bıdır konuşamayacağım. Ama Allah için diyorum hepsi Dünya tatlısı. İlk başlardan beri, sanırım bu benim hayattaki en büyük şansım diyorum.

Ne babadan güldü yüzüm, ne okuldan, ne psikolojiden, ne maddiyattan, ne aşktan .... Sanırım bu iş beni kendime getirecek.

Size çok güzel haberler veren yazılar yazacağım inşallah. Heyecanlı olacak.
Mutluyum. Huzurluyum.
Bir kaç eksik var ama onlar hep EKSİK zaten.

Sağlıcakla kalın... Geleceğim yine.

https://twitter.com/lazanyam 

27 Nisan 2012 Cuma

Ankara Bloggerları Buraya!

Tam iki yıl oldu blogumu açalı. Bir çok dost edindim. Yüz yüze görüştüm, görüşemediklerimle de mailleştim mesajlaştım. Yazdıklarımızı okuduk, yorum yaptık. Bazen kızdık, bazen destek olduk. Ama bloggerlar olarak asla kopmadık.

Şehir dışında da blog yazarı dostlarımız var fakat bizler Ankaralı bloggerler olarak bu postun altında toplanalım. Bende sizi etkinliklerden haberdar edeyim. Bir çok etkinlik İzmir ve İstanbul'da yapılıyor. Neden Ankara'da da olmasın ki? Neden Ankaralı bloggerlar bu etkinliklerden yararlanamasın?

Kulaktan kulağa oynuyor gibi, bir yol izleyelim. Bu yazıma ulaşan Ankaralı bloggerlar, kendi bloglarında bunu duyurabilir ve bu yazının altında bütün Ankaralı yazarların toplanmasını sağlayabilirler.

Birçok etkinlik ve birçok sürpriz haberlerim olacak sizlere.

Blogların içerikleri önemli değil. Yeter ki, Ankara'da olsunlar. Kategorileri, etiketleri önemli değil. Her ilgi alanından olabilir.

lazanyaa@hotmail.com.tr adresinden bana ulaşabilirsiniz.
https://twitter.com/#!/lazanyam twitter adresim.
facebookta da, lazanyanın günlüğü yazdığınızda beni bulacaksınız :)


19 Mart 2012 Pazartesi

Hayatımın bir anası olsaydı, onu da bu çocuk sikerdi.

3-4 yıl oldu çıkaramadım hayatımdan, blogu da onun için açtım. Onun için ağladım. Yeri geldi onunla güldüm ama hep canımı acıttı. Hepimizin yok mudur hayatında, ağzına sıçan ama it gibi sevdiği biri? Yoktur belki de. Ama bende var. Canımı acıttı. Gelecek beklemedim ondan. Evlilik aklımın ucundan geçmedi. Sevgili olmayı hiç düşünemedim. Zaten yeterince karışık ve anı anını tutmayan biraz da güvenilmez. Sevdim işte. Aşık olmadım ama. Kapıldım.

Senelerce küs kaldık, yine geldi. Ve biz yine sevgili olmadık. Sarıldık, ağladık, vurduk, kırdık, öptük. Hiç kopamadık. Onun hayatında başkaları oldu, benim hayatıma başkalarını soktu. Kendimden ödün verdim, demek ki çokta oturmamış kişiliğimi onun için yerle bir ettim. O ne mi yaptı? Her seferinde gönlümü aldı. Sonra yine gitti. Bense o saçma düşünceden hala kurtulamadım. " doğru adam " Öyle bir adam yok sanırım. Ya da ben yanlışım baştan aşağı. Anlamadım.

Sırf ondan kurtulmak için, kendimi birine bağlamaya alıştırmaya çalıştım o da olmadı. Yetmezmiş gibi, gidip onunla içti sohbet etti, arasını yaptı ama benden konu bile açmadı. Üzerine bana whatsapp'tan yazdı. " aşık oldum lan ".

Kalbimin o an atışını anlatamam size. Yeni yeni idrak ediyorum. Yine canım acıyor, yazarken bi kaç damla gözyaşım düşüyor. Ama olsun bu da geçecek. Hem onunla olamayacaksam, o neden başkası ile olmasın ki? Ben ne istiyorum hala bilmiyorum. Kavga ettik az önce, yine canımı acıtacak cümleler kurdu. O'nun için son kez ağladım. Konuyu da kapattım. Zaten Pera'nın annesi dün fal baktığında söylemişti, son bir gözyaşın kalmış diye. Haklıymış. Bitti diyordum ama bugün bitti.

Yazıya başlarken böyle biteceğini planlamamıştım ama demek böyle olması gerekiyormuş. Bende isterdim daha güzel şeyler yazmak. Ama kaderimden öteye gidemiyorum. İşin garibi öyle büyük, imrenilecek bir aşk yaşayacağıma inanıyorum ki, bazen kendim bile buna şaşırıyorum.

takip için, https://twitter.com/lazanyam

16 Şubat 2012 Perşembe

Seviyorsan kal. Yarın ölebilme ihtimalim var.

Yarın; sesimi duyamacağın kadar uzak olabilirim mesela.


Dokunamayağın, göremeyeceğin, soramayacağın, kızamayacağın, kırılamayacağın, inanamayacağın..

Bir kez daha benimle gülemeceğin,

Gözlerini kaçıramayacağın..

Tüm cümleleri söyleyip isteyip de susamayacağın..

Aynı sokaktan geçemeceğimiz, aynı şarkıyı dinleyemeyeceğimiz, kavga bile edemeceğimiz,

Kal diyemeyeceğin,

Ayrılamayacağın, hatta gidemeyeceğin kadar yok olabilirim.



Seviyorsan kal. Yarın ölebilme ihtimalim var.