İzleyiciler

27 Aralık 2013 Cuma

Daha ne kaldı geriye, bana dair?

Selamlar!


Uzun zamandır beni takip edenler okumuştur elbet ama kısa bir özet geçeyim, 2013'e girmeden bir hafta iki hafta sevgili olaylarına girmiştim. Hatta http://lazanyaaa.blogspot.com/2012/12/2013e-bir-hafta-kala-yazs.html bu yazımda da anlatmışım. Evet bu adam bitti gitti. Uzun süren, sevimsiz bir ilişkiydi...

Yaz tatilim kötü geçmişti 2012'de. http://lazanyaaa.blogspot.com/2012/08/yalnz-gecen-bir-tatil-ve-dogum-gunu.html birazcık burada da anlatmışım olayları... Ama neyse ki bu sene bir sürü tatil yapıp keyfini çıkardım ☺

Gelelim esas konuya, 2010 ve 2011 yıllarındaki yazılarımda hep sevgili siparişi verdim 2-3 yıl geçmiş üzerinden neler neler istemişim. Hatta birinde hattın Avea olsun yazmışım :)) Girip düzelttim az önce orayı, işim olmadığından param yokmuş demek ki. Kontörlü mesaj paketi falan mı alıyordum acaba ayahaha görünce baka kaldım öyle. 

Gelelim o iki yazıya, tek link veriyorum ikisine de ulaşabilirsiniz:


İstediklerimin kaçı karşıma çıktı ki? Belki bir çoğu ama hepsi tutmadı. Bu nedenle de olmadı.
Yarın yurt dışına çıkacağım. Belki orada 2014 için sevgili siparişimi veririm ve karşılaştırırız 2010da ve 2011de neler istemişim neler değişmiş bende.

Çok değiştim aslında, yoruldum. Büyüdüm. Hayat, babam ile benim ağzıma sıçıp beni çocukluktan önce büyütmüştü ama durmak bilmedi. Hala devam ediyor. ..

Bir sürü şey yazmak için girdim ama böyle oldu. Belki bugün ikinciyi yazıyı yazarım. Tam olarak ne anlatmak istediğime karar vermeliyim. 

Öpücükler :*

25 Aralık 2013 Çarşamba

Bir kere aşık olunduğuna inanıp aşk acısıyla ölenler ...

İlişkimi bitirmişim İstanbul'a doğru yola çıkmışım, otobüste müzik dinleyip, film izleyip bunalım hayatsal yazılara bulaşmaya başlamışım...

Pattt! En beklemediğin anda, seninle aynı duyguları paylaşan belki de "lütfen böyle biri olsun" dediğine benzer biri çıkıyor karşına. Adam yaş olarak daha olgun, öyle çok abartılacak gibi değil panik yok.


-oh süper diyor kız. Olgun, aklı başında, ne yaptığını bilen, doymuş bir adam. Ama sadece sevgiye aç, oh ne güzel tam benlik diye düşünürken hızlı giden flört dönemi sevgili olunarak devam ediyor.

Hızlı giden flört döneminde, evlilikten konuşmaya kadar götürüyor adam. Evlenme hayalleri kuran kız dahi korkuyor bu hızdan... O derece! Ama vakit geçirip, tanımaya değecek birisi mi diye de düşünmüyor değil hani.

bi dk arkadaşlar! olayı böyle anlatamadım. direk birinci ağızdan dinleyeceksiniz şuan.

Kısa İstanbul tatilim sonrasında, buluşuyoruz Adamla. Heyecan doruklarda, gün saydığımız falan olmuştu. "işte bu" diyecek haldeyiz ama bir görüşelim diyoruz. Görüşme güzel geçiyor, elektrik devam... Ama ne yalan söyleyeyim biraz daha tanımak isteyecek kadar elektrik eksikliğim vardı.

4-5 gün boyunca görüştük, bu arada Adam'ın ailesi biliyor beni. Öyle dürüst, açık başladı!!!

Bir akşam buluşmasından sonra beni eve bırakıp, arkadaşları ile içmeye gideceğini söyledi. Tamam dedim, sık boğaz etmedim iyi eğlenmesini istedim. Sonuçta görev olarak, sevgiliyi görme kısmı tamamlanmıştı ☺ ☺Bilirsiniz ben böyle şeylere önem veririm. Neyse sabah oldu, günaydın mesajları aşkitoşlar falan hava da uçuyor. Mesai saati içinde bir whatsapp mesajı geldi, "bir şeyler eksik" ya da tam neydi hatırlamadım. Olmayacağını belirten bir mesajdı işte.


N'oluyoruz ya oldum! İşten izin alıp dışarı çıktım, ulan dedim hep mi sikko durumlar beni bulur. Neymiş eski sevgilisini unutamamış. Bende sorun yokmuş. Lan, sorunlu sevgili mi olmak lazım illa ki? Tabi bu detaylar, aynı günün akşamında yapılan buluşmada ortaya çıkıyor. Eski sevgilisi adamı terk ediyor ve güppp evleniyor. Adam da hala aşkım da aşkım. Ulan kız tabiri caizse siktiri basıp, mutluluğa koşmuş sen hala ...


Giderken dedim ama döneceksin nasılsa, hadi git diye. Bir ay falan geçiyordu, döndü. Döndü ama hayatımda biri olduğunu öğrenince döndü. Eahh ben ne yapayım böyle işi. Hadi diyelim biri var diye dönmedi, ne oldu peki değdi mi? Aşağılık bir kadını alıp kendine hanım yaptığın zaman, ah benim Lazanya'm mı diyeceksin?

Ben anlamadım arkadaş, son 1-2 yıldır düzgün ilişki yürütmek bu adamlara batar olmuş. Gerçi ne kızlar var hey yavrum heyyyy. Onu bunu bilmem, adamı sallamazsan, taktiklerle hayatını siker atarsan, bir de parasını yiyip aldatırsan mükemmel aşık oluyorlar sana. Çevrede gördüğüm ve uygulamakta zorlandığım durum budur.

Bundan sonra ilişki durumum: bekarım alayına bakarım.

sevgiler.

Nereden Geldim Nerelere Gideceğim

Uzun zaman yazmayınca yazıya başlık bulmakta da zorlandım haliyle, Burak Kut'un şarkısını başlık yaptım kendime. Şarkının şu sözünü de feci beğendiğimi yazmadan geçemeyeceğim, "aşkı görsem, kendime geleceğim" ahah tam Lazanya'lık değil mi? ☺Şarkı



Şarkı üzerine bir post yazabilirim :) Neyse ben geri döndüm. İyi mi yaptım bilmiyorum ama yazılarınızdan koptuğum için mutsuzum. Neler yaptınız bilmiyorum, neler yaşadınız yanınızda yoktum...

Haliyle neler yaşadığımı sizde bilmiyorsunuz. Özet geçeyim, uzun süreli bir ilişkinin bitişi ve ardından dinlenme dönemi, yoğun stresli ego savaşlı bir iş hayatı, maddi sıkıntıdan başka huzursuzluğun olmadığı bir aile hayatı ve bitmek tükenmek bilmeyen aşk arayışı.

Lanet gelsin, doğru gibi gelip götü başı oynatıp gidiyorlar. Bir söz okudum dün twitterda;

"Bu dünyada neyi çok istersen,
o senin imtihanındır."

____ Mevlana

Sanırım benimki de bu hesap. Aşk ve sevgi için yaratılmış olmam benim suçum değil. Lan aslında ortalıkta öyle aşk aşk diye de dolanan bir tip değilim ama bastırıyorum herhalde heheh burada fışkırıyor.

Bloga güzel olan ne yazdıysam, 24 saat geçmeden onu kaybettim. Hemen ardından bir gözyaşı yazısı yazdım. Evet bu nedenle de yoruldum, bıraktım yazmayı.

Bakalım şimdi yine deneyeceğim. Yeniden başlayacağım. Eski yazılarımı yavaş yavaş yayınlayacağım.
Şuan az çok temizlemem gerektiğini biliyorsunuzdur.



















Bir isteğim var, eski dostlarımın bu yazıya yorum bırakmaları...
Blog isimleri değişmiş, bir çok kişiyi bulamıyorum.


celebutante vardı mesela izmir'den. kayıp. twitter değiştirmiş. sarı saçlı bir kızdı...
pippi haşmet vardı, gitmiş ve süper ötesi bir yazı ile veda etmiş.
feci katılıyorum, http://pippihasmet.blogspot.com/2013/09/yine-3-sene-oldu-bende-her-seyin-omru-3.html

kibritçi kız gitti sanıyordum buradaymış neyse ki, http://kibritcikiz29.blogspot.com/

hepinizi karşıma alıp bir bir eee hadi ben burada kalmıştım, neler oldu anlat diyesim var. özledim lan!

usturupsuz yazar, evlendi sanırım sadece reklam paylaşmış blogunda.

hey gidi günler heyy!
leah, ella, mia, vişne, bis, ceo, melodram yakınlardalar ama inanın neler olduğunu takip edemedim. unuttuklarım vardır elbet, özür dilerim.

yorum yazabilir ve lazanyaa@hotmail.com.tr adresine mail atabilirsiniz.
iletişimi koparmayalım.

4 Ekim 2013 Cuma

adı köfte olsun

güneş gören 1+1 ev.
sağdan soldan toplanmış eşyaları birbirine uydurmaya çalışıyoruz.
halimiz biraz komik.
yemek yapmaya üşenip, akşamlarımızı çay bisküvi partilerine ayırıyoruz.
çok sıkıcı değil mi izlediğim ergen diziler?
konu ben olunca, sana sıkıcı bile gelmiyorlar, izliyorsun.

biraz sessizlikten şikayet ediyorum.
iş çıkışı siyah papyonu olan şeker bir köpekle geliyorsun eve.
ikimizde köfte severiz, adı köfte olsun!
bizim o artık, ikimizin.

haftasonlarımız benim kek yapma çabalarım ile geçiyor,
mırın kırın etmeden tadıyorsun.

uff hala havuçlu tarçınlının tarifini alamadım, söyleniyorum.
öpüyorsun geçiyor.

haftaiçi iş güç telaşlarımız, öğle tatillerinde birbirimizi görme çabalarımız...
akşam evde hırçın sevişmelerimiz.
sabah uyanışlarımız.
huzurumuz... 

25 Eylül 2013 Çarşamba

Gökyüzüyüm, yıldızım yok.

İş hayatı ve zorlukları, aile sorunları derken üzerine bir de bitip yitip giden bir ilişki eklendi.

Alkol daha zevk verir hale geldi, en azından iş çıkışı içilen bir bardak bira bütün sıkıntıları unutup uyumak için birebirdi...

Bazı günler doz aşımı yapmadım değil, sarhoş olup çok eğlendiğim de oldu, uyanıp salak mısın kızım bok vardı içtin dediğimde...

Tabi bunu sadece biten ilişkiye bağlamamak doğru değil. İş yerindeki haksız uğraşlar, ego tatminleri ve gereksiz olduğu açık olan takıntılar da bunlara neden oldu. O kadar sıkıntının üstüne, ayna karşısına geçmiş kendimi sorguluyor ve inceliyordum. Uzun zamandır bakım yapmadığım her halimden belliydi... Daha güçlü ve daha mutlu olmak istiyordum madem, bütün maskeleri tonikleri peelingleri çıkardım. Yüzüme bulduğum ne varsa sürerken, saçımdaki beyazları gördüm! Benim gibi saç tutkunu, aslan kadını için bu bir yıkımdı.

Etrafımdaki iğrenç olaylara neden o kadar taktım? Neden o kadar üzdüm kendimi?

Gerçi böyle dediğime bakmayın, yapım bu. Yine olsa 10 kat daha fazla takarım...

Bu kadar zaman içinde olan, arkadaş sorunlarını yazmıyorum bile. Benim tek hatam, verdiğimi aynı şekilde almak istemem oluyor. Bu sorunu aşarsam sanırım daha sağlıklı ilişkiler kuracağım.

Hep mi sitem olur demeyin. İşim var, sağlıklıyım, borcum harcım yok, karışanım, dalaşanım yok. Evet bunlar güzel. Ama işte bu kadar...

Sonbahar ile birlikte benim tribal bunalım yazılarım da başladı...

Unutmayın, karşınızdaki insanı bi ölçün tartın. İzleyin, gözlemleyin. Temiz yüreğe sahip olan birinin ağzının sıçıyor olabilirsiniz, onun duygularını incitiyor olabilirsiniz. Yapmayın!

Kimin ne yaşadığını bilmemiz zor elbet ama size bunu anlatmışsa, vicdanlı olun biraz. Yapmayın!

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Bonny Food: sipariş üzerine gerginlik verilir.

Artık markalaşmış bir isim olan Bonny Food'un sitesinden: http://www.bonnyfood.com/ çok sevdiğim bir arkadaşımın doğum günü için sipariş verdim. Doğum gününden bir gün seçimimi yaptım ve ertesi günü heyecanla bekleyemeye başladım. Ertesi gün 17:00'ye kadar iletileceği bilgisi verilmişti. Bir de takip numarası.

Ertesi gün, yani doğum gününde sitelerine girip girip takip numarasını yazdım ama hiçbir bilgi yok. Artık 16:30 olmuştu saat ve müşteri hizmetlerini aradım. Kuryeye yarım saat ulaşamadılar. Panikledim tabi, arkadaşımın iş yerine gidecek o paket. Ankara'dan İstanbul'a küçük bir tebessüm için... 17:00'de işten çıksa ne olacak? Para iadesi, hediyeler, özürler neyi değiştirecek?

Bütün bu sinirle saat 17:35'e kadar bekledim. En son müşteri hizmetleri aradığımda kuryeye ulaştıklarını ve ileteceği bilgisini aldılar. Evet paket ulaştı ama 35-40 dk gecikmeli olarak. Bana verdikleri stresi asla unutamam ve bir daha asla bir sürpriz için Bonny Food alışverişi yapmam.

Mail attım sabah gelince, durumu anlattım. Gayet rahat sıradan otomatik mesaj ruhsuzluğunda bir mail geldi.
Böyle bir marka için üzücü.
Siz insanlara sürpriz yapmalarına yardımcı olmak ve onları sevindirmek için var olmasınız, strese sokmak için değil!


24 Temmuz 2013 Çarşamba

Özel Halk Otobüsündeyim, Uçuyorum.

Sabah 08:45 Özel Halk Otobüsü kullanıyorum yani kartlı egolu olan değilde, paralı olan.
Akşam 18:00 Özel Halk Otobüsüne yine biniyorum ve para toplayan adam (muavin) ve şoför arasında şaka gibi diyaloglar oluyor.

















Son 3-4 yıldır belki daha fazladır, bunlar diğer Özel Halk Otobüsleri ile yarışta. Mevzu şu sanırım, örn: 125 kavşaktayken, önündeki 124 nolu araç arasında belirli bir dakika farkı olacak. Öyle dip dibe gidemezler. Ondan önce durağa varırsa, arkada kalan ceza yiyor falan. Bu nedenle şoför ve muavin sürekli diğer araçtaki şoför ve muavinle iletişim halindeler. Cep telefonları susmuyor. 

Muavin, şoföre bağırıyor:

4 oldu! 
o, öndekine 5 takmış enişte!
yok yok imkanı yok, senin saat yanlış gösteriyor!

Tabi bu konuşmalar geçerken, eğer gelen süre içinde sıradaki durakta olamamışsa tısss tısss sesler çıkara çıkara koca otobüsü arabaların üzerine sürüyor ve durakta durduğunda bütün kapıları açarak "acele edelim, seri olalım, paraları hazırlayalım" diye bağırıyorlar. Duraktaki herkes bir anda 3 kapıdan otobüse biniyor. Paralar elden ele muavine ulaştırılmaya çalışırken, şoför çılgınlar gibi fren ve gaz kullandığı için herkes hırpalanıyor otobüste. Klimalı araçların çoğunda da kapalı olur ayrıca klima. Cam kenarlarında, koltuk altını kurutarak kokudan aranacaklarını düşünen tipler yer alır... En sonunda biri bağırır, "ayakta duramıyoruz biraz yavaş, bu nasıl araç kullanmak!" Otobüste ya sessizlik olur, ya da dakikalardır sesini çıkartmayanlar homurdanmaya başlar...

Peki ya, daha durağa gelmesine çok vakit varsa ne olur? Erken gitmesi de yasak çünkü... 

Durakta uzun süre durur, muavin ya da şoför araçtan iner büfeden sigara alır. Sigara içilmesi yasak olduğu halde camdan kolunu sarkıta sarkıta sigarasını içer. Otobüs, hareket etti mi etmedi anlayamazsınız öyle yavaş gider. Bir de tek şeritli bir yol ise arkasındaki araç sahiplerini sinir ederler. Korna sesleri küfürleri hiç duymadan tısss tıss yollarına devam ederler. Sabah uçarak gelmiş olduğunuz otobüs nerede, bu nerede... 

Size tavsiyem Özel Halk Otobüsünde yer varsa oturun, yoksa köşe bir yeri seçin. Elinizde telefon varsa bırakın, iki el ile tutunun direklerden. En ön kapı tarafına oturursanız cam kenarını seçin, koridor tarafında uçma riskiniz çok fazla. Ve son olarak, bir buluşmaya gidecekseniz saati tam olarak tutturabilmek için otobüse bindikten sonra 1-2 durak nasıl gittiğini kontrol edin, emin olun.

İyi yolculuklar ☺ 


23 Temmuz 2013 Salı

Kısmetse bu yılın sonuna kadar yüzük takıyoruz. 2014'te düğün var.

Heyecan dorukta, bu yılın sonunda yüzük takılıyor artık direk nişan mı olur söz mü kesilir bilemiyorum.

Düğünü yaza getirelim de sorun değil, hatta bahar...
Kır düğünü, uçuşan elbiseler.
Abiyeler olmadan, kıvrık hafif dalgalı saçlı kızlar.
Ceketsiz erkekler, jilet gibi pantolonlar ve köseleden kaçan ayaklar. Ne kadar huzurlu...

Başımda papatya tacı, dantelden yapılmış gelinliğim kabarıklıktan uzak ve sade.
Kolumda hoş bir damat, sevgi dolu gözlerle bakan. Ne kadar huzurlu...

Düğünü duyunca heves edip, kendilerine minik gelinlik aldıran küçük kızlar.
Küçük adam gibi giyinen, ufak delikanlılar.
Sevdiklerimiz, dostlarımız ve aile hatır falan derken çağırmak zorunda olduklarımız.
Ne kadar huzurlu...

Siyah son model bir gelin arabası, bembeyaz süslerle süslenmiş. Kelebek gibiyim adeta.
Sonunda Lazanya muradına erdi, çok şükür kurtulduk artık yazmayacak sevgilim öyle yaptı böyle yaptı diye sevinen siz...

Tabi bunlar sadece annemin gittiği falcının dedikleri çıkarsa olacak ☺

Demiş ki: "senin kızın bu sene sonunda yüzük takacak, seneye de evlenecek"

ahahahhahahahahaha

Çok kötüyüm lan dimi ☺


Sana neden katlanıyorum?

Tanışmamızı ve geçen ilk ayımızı hala unutamıyorum. Rüya gibiydi, hayatımda tatmadığım duyguları tattım. Umursamaz cevaplarıma kızıp, "ben ciddiyim" dedin. Kimse bana bu derece net yaklaşmamıştı, sevdim.


Her ilişkide bulduğumuz bahaneler sende yoktu, hızlı gittin ve tökezledin.

Tam 1 yıl oldu, günaydın mesajlarına hasret kaldım. Tatlı sohbetlerin özlemini yaşıyorum.

Bunlar ve anlatmadığım daha nice olaya rağmen sana neden katlanıyorum bilmek ister misin?
Çünkü hala o ilk ayımızda adamın kalbini taşıdığını düşünüyorum. İnciniyorum, üzülüyorum ama savaşıyorum. Ben yenilirsem, sende yenilirsin.

Belki biri alır götürür beni, pişman olursun.
Belki katlanma durumumun son kullanma tarihi dolar, yalnızlığı göze alır giderim.

Ya yeniden başlarız ya da biter.
Bu sefer dönüşü olmaz. 
Biteriz. 


15 Nisan 2013 Pazartesi

GAGA Manjero

Ankara'da gidilecek mekanlar listemin ilk yazısı ile sizlerleyim.


Çok sevdiğim iki arkadaşımdan duyduğum ve onlarla gittiğim GAGA manjero, "aranılan kan bulundu" denilecek cinsten. Bahçesi samimi, sigara içilebiliyor, müzik sohbetinizi asla bölmüyor, süper kokteylleri var. Daha ne olsun? Daha da mı istiyorsunuz? Tamam o zaman devam ediyorum, yemeklerinin tadına henüz bakmadım fakat çok olumlu yorumlar aldım. Tabaklar doyurucu ve süper duruyor en azından :) Çalışanlar samimi ve içten, sanki haftanın 3-4 günü oradaymışsınız gibi cana yakınlar.


Şu ana kadar tadına baktığım içkiler benden 10 üzerinden, 10 aldı.

-margarita ( bana sex and the cityi hatırlatan içki )
-sahte hayatlar ( bu benim favori kokteylim )
-sangria ( içinde meyve parçacıkları olan )
-jack daniel's Lynchburg Lemonade ( bardaklarını her yerden yürüttüğünüz hani :p )



Üstelik buraya gitmeniz için Ankara'yı çok iyi bilmeniz gerekmiyor. Merkezimiz olan Kızılay'dan taksiye binip, Tunus'a gideceğiz diyorsunuz. Tunus'un sağ tarafında bulunan, Otel Sonno'nun önünde iniyorsunuz ve ta tamm GAGA manjero'nun önündesiniz. Ufacık bir ücret ödeyip, Ankara'da çok güzel bir mekana ulaşmış oluyorsunuz.

Bu bilgiler size yeterli gelmemiş olabilir: http://www.gagamanjero.com/ (menüyü inceleme fırsatı bulabilirsiniz)

Faydalı Bilgiler
Adres: Tunus Caddesi  52/A   Kavaklıdere Çankaya ANKARA
Rezervasyon (Hakan Bey) : 05456093131

twitter.com/gagamanjero 
facebook.com/gagamanjero


İyi eğlenceler! ☺

Not: ben gelince bahçedeki beyaz masalardan kalkıp, bana yer verir misiniz? :)

14 Nisan 2013 Pazar

Biri Ankara mı dedi?

Dert tasa bir kenara, Ankara'da yaşamak bambaşka. Başkalarından nasıl dinlediniz, nasıl yaşadınız Ankara'yı bilmiyorum ama şimdi sırada bende. Biraz da, benden dinleyin. Neler olacak haberdar olun. Etkinlikleri kaçırmayın, mekanlar işletmeler hakkında yorumlarıma bir göz atın. 

Takipte kalın. Bugünden sonra bambaşka konularla burada olacağım. 

10 Nisan 2013 Çarşamba

Neden yazmıyorum?

Uzun zamandır adam gibi yazı yazmadım, twitter'a bile bakmadım. Neden mi?

Buraya güzel ne yazdıysam, bir haftayı geçmeden bozuldu. Gözleriniz kem demiyorum! aman diyeyim. Sadece nazar çekiyorum sanırım. Emin bile değilim bundan.

Arada girip hikayeler mi yazsam? Daha mı iyi hissederim kendimi acaba. Ama tutamam ki çenemi anlatırım yine, ser de veririm sır da...

Ne çok iyiyim ne de çok kötüyüm. Böyle işte. Kalbini kırdıklarım varsa da özür dilerim, aslında çok şekerim telafi ederim.

1 Şubat 2013 Cuma

Ocak Ayında Neler İzledim?

Anna Karenina:

Film aşk üzerine kurulu, romanı okuyanlarda daha iyi bilir. Ben adını biliyordum fakat kitabı okumamıştım. Kitabını okuduğum filmleri beğenmiyorum çünkü. Mesela Harry Potter'da hayal kırıklığı yaşamıştım. Kitapta bir sürü ayrıntı vardı fakat filmde yoktu. Keira Knightley başrol oyuncusu. Kadın güzel, farklı bir tarzı var. Bütün oyunculukları mı öyle bilmiyorum ama bu filmde süperdi.
Gitmenizi tavsiye ederim, görsel bir şölen söz konusu. Eski zamanın şaşalı balo giysileri, danslar, korseler falan havada uçuyor. Cidden beğendim. Gidemezseniz de, dvd gecenize renk katsın ☺


Mama:

Korku filmlerinin hastasıyımdır. Fakat uzun süredir ağzıma layık bir film bulamıyordum. Aralık ayında bir Türk korku filmine gitmiştim sevgilimle, hemde ilk sinema keyfimizdi... Kabus oldu. Neyse bu filmin güzel kısımlarına geleyim, başrolde küçük kızlar var ve harika oyuncular. Hem duygusal hemde korku filmi ilk defa izledim. Öyle aman aman korkmadım ama her an gergindim. Konusu farklı, ben çok beğendim bunu da tavsiye ederim. Hemde gösterime yeni girdi sayılır.



Celal ile Ceren:

Recep İvedik tiplemesinde sinemada gülmekten çatlayacaktım. Hala da tv de gördüğüm zaman sıkılmadan izliyorum. Şahan yeniden film yapınca, hemen fragmanı izledim ve gitmeye karar verdim. Tam sevgili ile gidilecek film kızlar! Uzun sürelik ilişkiden çıkan erkeği ve kızı anlatıyor ☺ Pişman olup, sürünsünn :p hehe 
Onun dışında bir artısı yok. Çok az güldüm, gözümden yaş falan gelmedi. Bir Recep İvedik değil yani. Gelde Recep İvedik'leri ATV veriyordu, bunu da verir. Paranıza yazık olmasın, gitmeyin. Haa derseniz ki, sevgilim anlasın neyin ne olduğunu biraz ders alsın... İşte o zaman biletleri ona aldırın ve gidin! ☺


Efsane Beşli:

Animasyon hastasıyım!!! Bayılıyorum bu filmlere. Çook çocuksu olmadıkça gitmeye çalışıyorum çoğuna. Şubat tatili nedeni ile turkcell ve vodafone kampanyaları durduruldu. Bu ay çok gidemem sanırım. Kampanya başlayınca sinemalara devam ederim ☺ Çocukluğunuzu özlediyseniz, bu filme gidin. Ben 3D izledim keyif aldım. Tavsiye ederim.


CM101MMXI - CEM YILMAZ:

Cem Yılmaz'ın gösterisine hiç daha önce gitmedim. Yada dvdlerin hepsini başından sonuna izlemedim. Hep youtube videolarından kesitler izledim. Sinemaya gelince merak ettim ve gitmek istedim. Hep pipi kuku esprileri vardı. İlk başta güldüm ama sonra çok sıkıldım. Cem Yılmaz tarzını sevenler için süper, benim gibi düşünenler için kötü.




Amour - Aşk:

Annem çok görmek istedi bu filmi. Kıramadım. Aslında fransız filmlerinden hiç hoşlanmam. Soğuk, duygusuz ve anlamsız geliyorlar bana. Aama annem bahane ürettiğimi düşünür diye diyemedim. Neyse gittik. Farklı yine, o soğukluk var. Vicdanımı sızlatan bir filmdi. Sonu berbattı. Bence sinemada izlemeyin. Zaten gösterimden kalktı çoğu yerde. 


31 Ocak 2013 Perşembe

Anne bak örnek gösterdiğin kıza neler oldu!

Aile dostumuzun kızı vardı, adı ceren. Bu ceren kolejde okuyordu, sınıfları 8 kişi falandı. Ben ise devlet okulundaydım. Çocukluk arkadaşımdı kendisi. En yakın arkadaşımdı. Ailesi de, benim ailemin en yakınlarıydı. Sık sık görüşürdük. Sırayla evlere gidip gelmeler falan.

Bizde odaya kapanır oyun oynar, okulda hoşlandığımız çocuklardan falan konuşurduk. Ben barbie oynarken, ceren çok güzel resimlerde yapardı. Barbieler ile alakası yoktu. Tabi bizimkilere, "çok cool" geliyordu bu durum. Bak Lazanya, Ceren ne güzel resim yapıyor. Sende yapsana, bebeklerle oynayacağına!! Kendimi o yaşta gerizekalı gibi hissediyordum bana böyle şeyler dendikçe...

Ceren'in matematiği çok iyiydi. Benim ise berbat. Misafirlik bitip, eve dönerken yolda, "bak ceren'in matematiği iyi, sen anca barbielerinle oyna" laflarını duyuyordum. Lan sanki karı resim yaparak matematik öğrendi. Onun sınıfı 8 kişi, benimki 48 kişi! Özürlüye anlatır gibi anlatıyorlardır. Benim zamanımda 50-60 kişilik sınıflar bile vardı. Hala var mı kaldı mı öyle bilmiyorum ki. Neyse işte. Her zaman o örnek gösterildi. Onun karnesi benden iyiydi hep. Ablam, annem ve babam onu sevip, örnek gösterirlerdi bana.

İçten içe kıskanıyordum demek ki, o zaman bunun farkında mıydım hatırlamıyorum ama sinir olduğumu çok iyi hatırlıyorum! Yazılarımı ona benzetmeye çalışıyordum, onun gibi yazıyordum. Bunu, şimdi burada yazarken hatırladım.

Neyse zaman geçti ceren lisede sınıfta kaldı, kavgacı bir kız oldu, sigara ve uyuşturucu kullandı. Erkeklerle oynaşmaya erkenden başladı, hırsızlık yaptı. Bu olaylarla beni de kirletmeye çalıştı ama akladım kendimi, doğruları ortaya çıkardım ve ailecek görüşmeyi kestik.

Sonra üniversiteye giremedi, erkenden evlendi boşandı ve şimdi yeniden evlendi.

Bak anne, zamanında övdüğün örnek gösterdiğin kız neler yaptı. Ben ise iyi kötü bir üniversite bitirdim, sigara içtim ama uyuşturucu merakım olmadı hiç. Kavga dövüşe karışmadım, sınıfta kalmadım hatta lisede teşekkür bile aldım ☺Hala resim yapamıyorum ama kimseyle de oynaşmıyorum.

Demek ki neymiş, ak göt kara göt belli olmuyormuş öyle hemen. Siz siz olun, kimseyi kıyaslamayın. Hele ki çocuğunuzu... Tabi onlarda bilemezdi böyle olacağını ama olan benim psikolojime oldu...