İzleyiciler

babalar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babalar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2010 Pazar

Babalar Gününe Özel, Olmayan Babama ve Babalarınıza

Doğduğum da evdekiler dayak yiyordu, dedikleri yanlış anlaşılıyordu ya da hiç anlaşılmıyordu. Şiddet görüyor ve maddi manevi yıpratılıyordu. Bir fiske bile yemedim! Diyemem. Ağır dayaklar yedim ama o'nlar kadar değil. Alkol kokarak gelen bir baba, sanırım baba tanımınız bu değildi. Aldatan bir eş, sanırım koca tanımınız bu değildi. Çok eğitimli olmayan fakat işinde başarılı bir adamdı. Zamanın şartlarına göre güzel bir para alıp, karı kızla alkolle kumarla maaş günü eve geldiğinde, "hadi bu ay sen geçindir evi" cümlesini kurardı, kira parası, mutfak masrafları, elektrik su yakıt, kredi kartı ödemeleri, yıllardır bitmeyen bir kooperatif ödemeleri ve çocukların dersane kurs anaokul okul ihtiyaçları bunların içindeydi. Sessiz kalan ve evin en küçüğü ben tarafından peygamber sanılan bir anne bunları idare etmeye çalışırdı. Yüzündeki izleri makyaj malzemelerinin yardımıyla kapatır işine giderdi. Babam evde en çok beni sever ve şımartırdı. Fakat yine de bir durum olduğunda şiddet uygulamayacak kadar sevmedi, sevemedi... Pazar günleri at yarışına ya da arkadaşlarının yanına gidip geldikten sonra bana, lunapark veya hayvanat bahçesi sözü verirdi, balkonda arabasının sesini duymayı beklerdim. Evdekiler beni oyalamaya çalışıp, unutmam için çabalarken akşam olurdu ve yarınki okul için uyuma vaktim gelirdi. Kızların, çocukların pazar, babalarıyla geçirme günü iken bu benim için artık bekleme günü haline gelmişti... Her pazar yeniden ümitlenip, söz alırken yine aynı hüsranla, eve geldiğinde verdiğim tepki yüzünden yediğim dayakla ağlaya ağlaya uyumam kolaylaşırdı. Kalbimin kırıkları yatakta daha da çok canımı yakar, batardı. Asla evde küfür edilmezdi, hatta ilk -el hareketi ve küfür- öğrendiğimde, baba bu ne dediğimde bile dayak yemiştim. Olmaz o öyle, kötü bir şey, yapma gibi uyarılar yerine büyük olaylar çıkardı. Asla veli toplantılarına gelmedi, asla annemle aşk dolu el ele yürürken göremedim onları, asla benim ödevlerime yardım etmedi ve aslalar çok...Boşanma gerçekleşirken olan çirkin olayları yazamıyorum çünkü yüzlerce belki binlerce gerçekleşen şeyleri artık hatırlayamıyorum. Yıllardır babamla görüşmüyorum, üniversiteye gittiğimde ne bir kere aradı ne de bir maddi yardım yaptı. Bana ve aileme hiç bir faydası yoktu. Çok ağladım, herkes babasından bahsederken benim boynum hep eğik kaldı. Fakat ben annemi anlatırken de onlar imrendi. Hem babam oldu, hem annem canım annem. Olayları anlatıp, konuşmadığımı söylediğimde -o senin baban- cümlesini duydum, duymak istemediğim halde. Herkes kendi yaşadığını kötü bilirmiş, belki beni anlamayacaksınız, yaşamadığınız için eleştirecekseniz fakat yazmak istedim. Bu kadar açık gönüllükle anlatabiliyorum çünkü ben ailemin başını önüne eğdirecek bir şey yapmadım. Ne bir yardım alıyoruz ne de başka bir şey. Biz güçlü ve mutluyuz. Ailelerinizin, sizin yanınızda olan babalarınızın kıymetini bilin. Geleceğe ilerisine bakıyorum... Beni istemeye geldiklerinde nerede olacak o. Kötü bir şey yapacak mı neler olacak. Anlatıyorum ama anlayamazsınız. Of diyorum fakat artık ağlamıyorum.

Gördüğüm yalanlar, oyunlar, aldatılmalar ve şiddet sonucunda kimseye güvenemiyorum. Babama benzesin, sevdiğim erkek diyen kızlar gibi olamıyorum. Neredeyse bir yıl önce bitirdiğim ilişkimi asla özlemiyorum. Küfür yersem, dayakta yerim diyorum.

Yaralıyım belki de.
Yürekten derin yaraları.
Kalbim façalı.
Aklım karalı.

*Babalar günün kutlu olsun, anne...


Ve yaptığım anket sonucunu aktarıyorum.