İzleyiciler

göz doktoru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göz doktoru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2011 Çarşamba

Dört Göz Lazanyaaa

İlkokul 1. sınıfta herkes tahtayı görürken, ben gözlerimi kısıp ağzımı büzüştürüp tahtada yazanları görmeye çalışırdım. Bir kaç arkadaşıma sormuştum, siz nasıl görüyorsunuz diye aldığım cevapları hatırlamıyorum fakat görüyorlardı yani. Bense sadece gözlerimi kısarak görebiliyordum, o da sinir ediyordu beni. Uzaktan biri geliyor diyelim, el sallıyor bir şey diyor. Ulan bana mı diyor ki? Kim acaba? Tanıyor muyum? İllet şeylerdir bunlar. Miyop olanlar anlar halimi.

Neyse efendim anneme bunu söyledim. "Anneee benim gözüm bozuk tahtayı göremiyorum." Göz doktoruna gittik. Korkuyordum, gözüme iğne yapacak sanıyordum. Çünkü benim için doktora gitmek, kıçıma iğne yemekti. Eee bu da göz doktoru olduğuna göre gözüme iğne yapacaktı. Tabi öyle olmadı, çok şeker bir doktora denk gelmiştim. Komik gözlükler takmıştı bana, yaylı ve şu ucundan göz sallanan gözlük. Eğlenmiştim ama bu gözümün bozuk olduğu gerçeğini değiştirmedi. 0,75 ve 1.00 sonucunu aldık gözlük yazıldı.

Doktor, nasıl anladınız gözünün bozuk olduğunu demiş. Annemde kendisi söyledi diyince doktor çok şaşırmış. Daha 1.sınıfa giden bir çocuk bunu nasıl anladı diye... Ne var ki işte, tahtayı göremiyorum eeheh. Sanırım doktor şapşalmış :p

Oradan çıkıp hemen gözlükçüye gittik. Galatasaraylı olduğum için sarı kırmızı bir gözlük seçtim, renkli renkli bir ip seçtim bi de. Kendimce renk katmıştım olaya. Havalı gibi gelmişti. Ta ki, okula gidene kadar. Senelerce dört göz esprisine maruz kaldım. Beden eğitimi dersinde toplardan kendimi korumak zorundaydım. Takla atmadan önce bir arkadaşıma tutturuyordum. Soğuktan sıcağa geçtiğimde ise buğu oluyordu ve komik duruyordu. Yazın tatile gittiğimde havuza - denize girerken sorun oluyordu. Etrafta kimsenin yüzünü seçememek korkunç. Ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey... Kabusa dönmüştü hayatım. Doktor her zaman tak, takmamazlık yapma dedi diye hiç çıkartmamıştım ve gözüm tembelleşti. Her geçen sene daha da büyüdü numarası 4.50 ve 5.00 oldu. Doğal olarak camlarda kalınlaştı. Minicik burnuma baskı yapmaya başladı. Sağ olsunlar inceltilmiş cam yapmış amcalar abiler ablalar ama gözlük işte. Dört gözsün sen.

Ortaokul bitene kadar gözlük kullandım. Lise hayatımı böyle geçirmek istemediğim için lense geçtim. O da ayrı bir sıkıntı. Yatılı bir yere gideceksen, çantanda solüsyon ve lens kabının olması lazım. Suya koyarsan, lensler patlıyor. -denedim ondan biliyorum- Sürekli son kullanma süresini takip etmelisin yoksa gözüne zarar veriyor. Yatarken, havuza, denize ve duşa girerken yine çıkartmak zorundasın. Dertler azalmış fakat bitmemişti. Renkli lensler ile de ilişkiye girdikten sonra artık gözüm isyan etmeye başladı. Ani kızarmalar, kaşınmalar ve kanlanmalarla tepki gösteriyordu. Gözümün en üst tabakası zedeleniyordu ki üniversite zamanı kapıya dayandı.

Sıra lazer ile gözü çizdirmeye geldi. Kısa ve sağlam bir araştırmadan sonra hastaneyi seçtik, muayene oldum, operasyon için gün aldık. Fiyatı da uygundu. Bir milyarı 12ye böldüler. Daha ne olsun. Sene 2006 falan işte... Ameliyattan 1-2 gün önce gözlük kullandım lens yasaktı. Operasyon çok kısa sürdü. 10 dk bile değildi ya da o kadardı işte. Akşamüzeri olmuştum ve eve gidip hemen yattım. Gözlerim yanıyordu sadece. Azıcık kaşıntı ve işte o kadar. Ertesi gün uyandığımda görüyordum.

-GÖRÜYORUM!

diye bağırdım evde. Çok garip bir duyguydu. Çok mutlu olmuştum. Ve maşallah hala ilerlemedi göz numaram. Sizler kadar iyi görüyorum. Gözlük ve lens takanları ise çok çok iyi anlıyorum. İlkokul 1.sınıftan beri gözlük takmayanlar ise beni asla anlayamaz. Belki anlarsınız diye de yazdım işte. İleride çocuğum olduğunda ona okula gitmeden, arkadaşları ile böyle dalga geçmemesi gerektiğini öğreteceğim. Ne üzülürdüm lan, eve gelip böğüre böğüre ağlardım. Ağlarken de gözlüğü çıkarırdım, bitince geri takardım.







mail: lazanyaa@hotmail.com.tr