İzleyiciler

aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2013 Cuma

Daha ne kaldı geriye, bana dair?

Selamlar!


Uzun zamandır beni takip edenler okumuştur elbet ama kısa bir özet geçeyim, 2013'e girmeden bir hafta iki hafta sevgili olaylarına girmiştim. Hatta http://lazanyaaa.blogspot.com/2012/12/2013e-bir-hafta-kala-yazs.html bu yazımda da anlatmışım. Evet bu adam bitti gitti. Uzun süren, sevimsiz bir ilişkiydi...

Yaz tatilim kötü geçmişti 2012'de. http://lazanyaaa.blogspot.com/2012/08/yalnz-gecen-bir-tatil-ve-dogum-gunu.html birazcık burada da anlatmışım olayları... Ama neyse ki bu sene bir sürü tatil yapıp keyfini çıkardım ☺

Gelelim esas konuya, 2010 ve 2011 yıllarındaki yazılarımda hep sevgili siparişi verdim 2-3 yıl geçmiş üzerinden neler neler istemişim. Hatta birinde hattın Avea olsun yazmışım :)) Girip düzelttim az önce orayı, işim olmadığından param yokmuş demek ki. Kontörlü mesaj paketi falan mı alıyordum acaba ayahaha görünce baka kaldım öyle. 

Gelelim o iki yazıya, tek link veriyorum ikisine de ulaşabilirsiniz:


İstediklerimin kaçı karşıma çıktı ki? Belki bir çoğu ama hepsi tutmadı. Bu nedenle de olmadı.
Yarın yurt dışına çıkacağım. Belki orada 2014 için sevgili siparişimi veririm ve karşılaştırırız 2010da ve 2011de neler istemişim neler değişmiş bende.

Çok değiştim aslında, yoruldum. Büyüdüm. Hayat, babam ile benim ağzıma sıçıp beni çocukluktan önce büyütmüştü ama durmak bilmedi. Hala devam ediyor. ..

Bir sürü şey yazmak için girdim ama böyle oldu. Belki bugün ikinciyi yazıyı yazarım. Tam olarak ne anlatmak istediğime karar vermeliyim. 

Öpücükler :*

1 Şubat 2013 Cuma

Ocak Ayında Neler İzledim?

Anna Karenina:

Film aşk üzerine kurulu, romanı okuyanlarda daha iyi bilir. Ben adını biliyordum fakat kitabı okumamıştım. Kitabını okuduğum filmleri beğenmiyorum çünkü. Mesela Harry Potter'da hayal kırıklığı yaşamıştım. Kitapta bir sürü ayrıntı vardı fakat filmde yoktu. Keira Knightley başrol oyuncusu. Kadın güzel, farklı bir tarzı var. Bütün oyunculukları mı öyle bilmiyorum ama bu filmde süperdi.
Gitmenizi tavsiye ederim, görsel bir şölen söz konusu. Eski zamanın şaşalı balo giysileri, danslar, korseler falan havada uçuyor. Cidden beğendim. Gidemezseniz de, dvd gecenize renk katsın ☺


Mama:

Korku filmlerinin hastasıyımdır. Fakat uzun süredir ağzıma layık bir film bulamıyordum. Aralık ayında bir Türk korku filmine gitmiştim sevgilimle, hemde ilk sinema keyfimizdi... Kabus oldu. Neyse bu filmin güzel kısımlarına geleyim, başrolde küçük kızlar var ve harika oyuncular. Hem duygusal hemde korku filmi ilk defa izledim. Öyle aman aman korkmadım ama her an gergindim. Konusu farklı, ben çok beğendim bunu da tavsiye ederim. Hemde gösterime yeni girdi sayılır.



Celal ile Ceren:

Recep İvedik tiplemesinde sinemada gülmekten çatlayacaktım. Hala da tv de gördüğüm zaman sıkılmadan izliyorum. Şahan yeniden film yapınca, hemen fragmanı izledim ve gitmeye karar verdim. Tam sevgili ile gidilecek film kızlar! Uzun sürelik ilişkiden çıkan erkeği ve kızı anlatıyor ☺ Pişman olup, sürünsünn :p hehe 
Onun dışında bir artısı yok. Çok az güldüm, gözümden yaş falan gelmedi. Bir Recep İvedik değil yani. Gelde Recep İvedik'leri ATV veriyordu, bunu da verir. Paranıza yazık olmasın, gitmeyin. Haa derseniz ki, sevgilim anlasın neyin ne olduğunu biraz ders alsın... İşte o zaman biletleri ona aldırın ve gidin! ☺


Efsane Beşli:

Animasyon hastasıyım!!! Bayılıyorum bu filmlere. Çook çocuksu olmadıkça gitmeye çalışıyorum çoğuna. Şubat tatili nedeni ile turkcell ve vodafone kampanyaları durduruldu. Bu ay çok gidemem sanırım. Kampanya başlayınca sinemalara devam ederim ☺ Çocukluğunuzu özlediyseniz, bu filme gidin. Ben 3D izledim keyif aldım. Tavsiye ederim.


CM101MMXI - CEM YILMAZ:

Cem Yılmaz'ın gösterisine hiç daha önce gitmedim. Yada dvdlerin hepsini başından sonuna izlemedim. Hep youtube videolarından kesitler izledim. Sinemaya gelince merak ettim ve gitmek istedim. Hep pipi kuku esprileri vardı. İlk başta güldüm ama sonra çok sıkıldım. Cem Yılmaz tarzını sevenler için süper, benim gibi düşünenler için kötü.




Amour - Aşk:

Annem çok görmek istedi bu filmi. Kıramadım. Aslında fransız filmlerinden hiç hoşlanmam. Soğuk, duygusuz ve anlamsız geliyorlar bana. Aama annem bahane ürettiğimi düşünür diye diyemedim. Neyse gittik. Farklı yine, o soğukluk var. Vicdanımı sızlatan bir filmdi. Sonu berbattı. Bence sinemada izlemeyin. Zaten gösterimden kalktı çoğu yerde. 


24 Aralık 2012 Pazartesi

"2013'e bir hafta kala" yazısı

Merhaba!

Neler yapıyorsunuz, hayatlarınız nasıl gidiyor çok merak ediyorum. Okuyamıyorum sizleri.

Ben iyiyim. İş güç derken bir de aşk yaptım :) Her şey yolunda maşallah. Çok anlatamıyorum çünkü buraya ne yazdıysam hep tersine gitti. Korkuyorum artık.

2013 geliyor ya, yine ümitliyim yine şükürlerim teşekkürlerim ve dileklerim var. Bu sefer daha az ama.

Sağlık istiyorum
İşimin devam etmesini istiyorum
Sevgilimle daha da sevgili huzurlu engelsiz günler aylar yıllar istiyorum ( aslında bir ömür istiyorum ) :)
Huzurlu bir aile ve güzel yaşamak için para istiyorum

Bir önceki yıllardaki yazılarıma bakarsanız sayfalar dolusu istek var :) Bu isteklerin azalmasını sağlayan hayatımdaki adama teşekkür ediyorum. Dilerim yine daha da güzel haberleri yazmak için gelirim buraya.

Peki ya siz ne yapıyorsunuz? Nasıl gidiyor, neler değişti?
Yorumlarıma bakacağıma söz veriyorum ve sizi öpüyorum.


Belki de daha sık yazarım kim bilir...


1 Ağustos 2012 Çarşamba

eternal sunshine of spotless mind - sil baştan


Seneler önce izlemiştim "eternal sunshine of spotless mind - sil baştan". Bir arkadaşımın tavsiyesi ile dün yeniden izledim. Unutmuşum. Üzerinden, zaman ve başka filmler geçmiş. Büyümüşüm...

Daha farklı bir bakış açısı ile izledim filmi. Çoğu yerde aklım ve duygularım karıştı. Böyle bir "olay silme" işlemi ister miydim emin olamadım. Cevap veremedim kendime. Aslında öyle unutamadığım, derin yaralar açan olaylarım olmadı.

Ve elime bu şekilde, "... sizi hafızasından sildirdi" yazılı bir kağıt gelse aklımı kaçırabilirim. Siz acı çekin, o sildirsin oh kebap. Yok öyle, bende sildiririm valla :))

Eğer "geçmişe gitme" imkanı olsaydı, bunu değerlendirirdim ama :) Yaptığım hataları yapmazdım o zaman. Filmi izlemediyseniz kesinlikle izleyin. İzleyenler ise kendi yorumlarını aktarabilirler. Günlerce tartışabilirim :)

Filmde ilk sahnelerde kız, "sevgililer günümü kutlarsan bu çok hoşuma gider" dedi. Öyle çok güldüm ki o an. Adam bunu doğal karşıladı güldü falan. Keşke herkes net olsa, "acaba ne düşünür?" korkusu olmadan böyle pat pat söylesek :) Tamam tamam yine çok şey istemeye başladım. Susup, iz bırakan fotoğrafları sizinle paylaşıyorum.

31 Temmuz 2012 Salı

birine çok inanırsan gider

Dur bi bunu aç önce: http://fizy.com/#s/3wklw2

Asla çok sevme. Boynunun kokusunu alma. Bilme teninin kokusunu. O gidince, unutamazsın. Yaranın kabuğu soyulur, her kokusu burnuna geldiğinde. Alışamazsın.

Asla onsuz olamayacakmışsın gibi hissettirme. Korkar gider o zaman. Korkması için, bahane verme eline. Sen gitsen de, dünyalar benim de. Alışsın sevilmemeye.

Şımarma sakın seni sevdi diye. Göt gibi bırakıp gidebilir durduk yere. Bok atar üzerine. Bir de haklı çıkar, tüm bunlar yetmezmiş gibi.

Seni kıskanmıyorsa, kıskandırmaya çalışma onu. Belli ki biraz geniş, belli ki biraz rahat takılıyor. Bunaltma.

Gidecek gibiyse sakın ağlama. Elini kolunu tutma, gitsin. Sevilmediği fakat sevdiği birine gitsin. Sana çektirdiği acıları, bir başkası ona çektirsin. Yastığı gözyaşları ile ıslansın. Diğer yüzünü çevirip oraya ağlasın. Anlasın. Hatırlasın geçmişini ve sana geçirdiklerini. Ve bunun karşısında ödediği bedeli.

Asla çok güvenme. Onun lafları ile hayal kurma. Asla diyorum bak asla. Öyle bir anda gider ki, ne olduğunu anlayamazsın. Ağlayamazsın bile. Yazamazsın. "Çok güzel gidiyor, rüya gibi" dediğin kişilere, onun gittiğini söyleyemezsin bile. Susarsın sadece. Sanki bütün o süslü cümleleri kurmamış gibi, ardına bakmadan gider işte. Şaşırma, en iyi yaptığı şeyi yapıyor şuan. Gidiyor.

Gelmek istese bile, o güzel yüreğini onarmaya gücü asla olmayacak. Olsaydı gitmezdi işte, gitmezdi durduk yere.

Suçluluk duymuyorsan, vicdanın da rahatsa ağlama sakın ardından. Alkol alma, sigaralarını arttırma. Yokluğu ile sevişme. O yoksa ona ait hiçbir şeyi yüreğine koyma. Bitti kelimesini çıkarma aklından. Al cebine, götür gittiğin her yere. Gün gelecek o çok imrendiğin ilişki yanı başında bitecek. Şaşıracaksın. Belki doğum günü hediyen olacak, belki de rüyadan uyanmak için "ısır beni, çimdik at" diyeceksin. Az kaldı sabret sadece.

Ve en önemlisi kimsenin seni üzmesine izin verme, vermediğin gibi de kimseyi üzme.
Doğru kişi karşına çıkmadan kendini tüketme ve kimseyi sevme.




29 Eylül 2011 Perşembe

Ankara'da Aşk

Ankara'da aşık olmak Ege'ye Akdeniz'e 
benzemez, yaz aşkı yoktur burda.


Kara kışın, ayazın içerisinde aşık oldu
mu adam,iliklerine kadar işler.


Kumsalda değil, lapa lapa yağan karda
beklersin aşkını, parmakların buz tutar.


Sevgiline iyi görünmek uğruna burnun 
donsa da çaktırmazsın, oda yetmezmiş gibi 
delikanlılık yapar ceketini de atı verirsin 
onun omuzlarına. 

Gözler hep buğuludur kardan, rüzgardan, 
ayazdan. 


Ankara'da aşık olmak herkese göre değildir yani.


Onun içindir ki Ankara'da aşık olmak başka yere benzemez.