Üniversiteyi kazandığımı duyunca sevinememiştim. Öyle bunaldığım ve ümitsiz bir dönemdi ki, ellerimi açıp Allah'a yalvarmıştım. "Allah'ım öyle bir yer kazanayım ki, saat 19:00de bakkallar kapansın, camımın önünden inekler geçsin, minicik küçücük köy gibi bir yer olsun ve herkesten uzak olayım" demiştim. Pekte iyi bir bok yememişim, bunu söylerken.
Gideceğim yerin nasıl olduğunu kayıt günü gördüm. Ama nasıl bir gerçekle yüzleşeceğimin hala farkına varamamış olacaktım ki, torpille yurtta kalmam için her savaşı verdik. Ev olayı imkansız sayılırdı. Hem annem izin vermiyordu hemde ne yapardım bir başıma. Maddi durum kısmını saymıyorum bile, o kadar zorluk içinde onu düşünüp üzülmeye vakit bulamamıştım. İmkansızdı işte. Yurt için ise; filmlerdeki gibi, koridorda grup dansı yapan kızlar bile hayal etmiştim. Gece acıkıp yemekhane mutfağından yemekler kaçırmalar, odalarla sabaha kadar fısırdaşmalar ve güzel dostluklar... Bavul hazırlama vakti geldikçe korkuyordum. Annem o gereksiz sandığım şeyleri bavuluma koymasa boku yemiştim kesinlikle. Resmen odamın yarısını üç koca bavula sığdırmıştık. Annem, dayım ve yengem ile yola çıktık. 3-4 saat içinde o garip şehre gelmiştik. Çakıl taşlı, kenarında inekler yürüyen yoldan geçtik. Tamda, Allah'tan istediğim gibi! Odamı öğrendik ve dolabımı seçtik. Bir tane teneke dolap. Bir bavulumun, yarısı bile sığmaz. Kayıt sırasında kadın, "Bavulları odalarda tutmak yasak, yer yok zaten. Boşalttıktan sonra bavul odasına teslim etmeniz gerekiyor." demişti. Günlük giyeceklerimi mi koyacaktım dolaba anlamadım. Dolaba baktım ve ağlamaya başladım.
Oda da, üç ranza, altı demir dolap, bir masa ve bir sandalye vardı. Altı kız burada nasıl yaşayacaktı aklım almadı. Zaten şoktaydım dolaptan ve yurttan dolayı. Torpille geldiğim yer burası mıydı? Torpilsiz gelsem, ahırda mı kalacaktım. Ne olacaktı? Nasıl başaracaktım? Bunları düşündükçe ağlamam arttı. Yengem ve annem bana sarıldı ve hep beraber ağlamaya başladık. Korkuyordum. Hayatımda ilk defa bu kadar korkmuştum. Annemle vedalaşma anımı anlatamıyorum bile. O gün ölmüştüm resmen.
Herkes geldikçe akı boku ortaya çıktı yurdun. Odam gerzekler odasıydı. Üst sınıflar olsa bile, onlar da eziklerdendi. Koridorun ışığı gerzeklerin lafına göre açılıyor ve onlar istediğinde kapanıyordu. Yemekhane desen berbattı. Pijamalı, etekli, eşofmanlı ne tip ararsan vardı. Hemde kız, erkek karışıktı. Korkunçtu. Yemek yiyeceğim zaman çıktığımda, yemek kalmıyordu. Ne zaman o yemekleri yediler cidden bilmiyorum. Tost bile garipti. Zaten ramazan ayına denk geldiğimizden düzensizlik vardı. Biri uyuyor, biri memleketindeki sözlüsüyle konuşuyor haftasonu görüşme planları yapıyor, biri farklı kişileri arayıp hepsine aşkım diyip para istiyor, biri ağalık yapıyor etrafındaki köpekleri ile, biri makyaj yapıp kantindeki sevgilisine gidiyor ve bütün bunların hepsi bir hafta içinde oluyor. .
Hadi diyelim telefonla konuşuyorsun şarjın bitti. Odalarda priz yok. Koridorun sonunda kutu var. Kilitleyip oraya bırakıyorsun ve şarj olmadan alamıyorsun. Lan toplasan 12 kutu ya var ya yok, katta ise en az 50-60 kız. Şoklar bitmek bilmiyordu. Yıkanmam gerekiyordu artık, okula yağlı saçlarla gidemezdim. Duşlara girdiğimde ise öğürmekten direk tuvalete koşmuştum. Kızlar oralarını buralarını alıp duvara sürmüş, kılları ile delikleri tıkamış ve pedlerini duvarlara yapıştırmışlardı. O gece duş alamadım ve çok ağladım. Ağlarken de uyuyakaldım. Ertesi sabah uyandığımda tuvalete girdiğimde, tam o ayak basılacak yerde büyük bir parça bok vardı. Oha dedim ya. Koridora çıktım ve "deliği tuttaramayan kimse gelsin öğreticem amk" dedim. Yani aklım hala almıyor, oraya bokun düşsün diye kara bir delik yapmışlar. Sen nasıl gidersin, taşa sıçarsın! Ayağını da deliğe mi soktun kadın! Büzük kadın göt kadın! Anlatırken hala fenalık geliyor. Neyse konuyu dağıtmayayım, herkes etrafıma toplandı "aaa,ooo,ıııı" ee başka bir şey yok. Hepsi aynı bok. Kimin, kime gücü yeterse. Karşısındakine insan gibi davranamıyor çünkü hayvanlık yaptığı için kimse onlara insan gibi davranmamış.
O yurtta sadece iki hafta kaldım. Uyuduğum gece sayısı ise 5-6yı geçmez. Şansım güzel gitti ve çok süper arkadaşlar edindim (yurttan değil). Hep onlarda kaldım sonra da eve çıktım.
*missbone'nun yazısını okuyunca da, üzerinden beş seneden fazla geçen bu olay aklıma geldi ve yazdım. Unutmuşum güzel olmuş. Demek ki neymiş, her şey unutuluyormuş. :)