İzleyiciler

17 Mart 2014 Pazartesi

Acının sonu vardır, ama pişmanlık hep kalır


Bir sene kadar vakit alması koymuyor ama ruhen götürdüklerinin hiçbir şekilde bedeli ödenemez bence...

Eski sevgilime verdiğim şansları, bakkalın çırağına verseydim 5M Migros açardık.

Adamın asla ve asla düzelmeyeceğine adım gibi emin olmam aralıklarla ayrılıklarla 1,5 - 2 seneyi buldu. Aklımda soru kalmaması da her şeye değer.

Bir daha dönerse, eskiden ölüp bayıldığım fakat artık düzen tutmayan karaktere sahip olduğunu anladığım o adama, kapı duvar. 

Ayrılık ihtimali evlenmelerde bile çokça yaşanıyorken, ilişkisi sırasında olmaması mümkün mü? Tabi ki değil. İşte bu nedenle, ilişkisi sırasında *sıfır hata* benim kuralımdır. Pişmanlık yaşamak hiç bana göre değil.


“Elinden geliyorsa kimseyi üzme. Bırak, onlar seni üzsün... 

Çünkü acının sonu vardır, ama pişmanlık hep kalır."



21 Ocak 2014 Salı

Hepsi Benim Hatam

Arkadaşlık kavramından zerre kadar anlamıyorum.

zor zamanlarında yanlarında oluyorum, hasta olduklarında bakıyorum, paraları olmadığında ucuz planlar yapıyorum, elimde olanı paylaşıyorum, elin insanları onları üzmesin diye çabalıyorum, başka arkadaşları onlara kazık attığı zaman yanlarında ben oluyorum, haksız oldukları zaman sırf beni iyi arkadaş bilsinler diye rol yapmıyorum, onları üzen kişileri sevmiyorum, sözlerime yazdıklarıma dikkat ediyorum, açık sözlü davranıyorum, küstüğüm kırıldığım zaman bile öyle kolay belli ediyorum ki kırılan kalbimi onarsınlar diye...

yemin ederim ben arkadaşlık nedir bilmiyorum.
bunları yaptığım yetmezmiş gibi bir de utanmadan karşılık bekliyorum.
onlar da benim zor zamanımda yanımda olsun istiyorum, neyin var, ihtiyacın var mı bana desinler istiyorum, sadece sosyal etkinliklerde değil benim canım sıkkınken de yüzleri yüzüme baksın istiyorum, ben aramadığım zaman ne oluyor lan sesin çıkmıyor desinler istiyorum.

ama çok şey istiyorum.

arkalarından laf söyleyen oyun oynayan, ağızlarına sıçan insanlarla yeyip içer bu arkadaşlar.
kimi gelir bir kız için,
kimi gelir bir erkek için,
kimi gelir bir ortam için satar sizi.

ben arkadaşlığı, dostluğu bilmiyorum.
ben kardeşliği bilmiyorum.

ben onca yaptığı şeye rağmen bencil ilan edilen, aptalca şeylere trip atan biri olarak görülürüm.
haklısınız, ben sizin arkadaşlık kavramınızı bilmiyorum.

27 Aralık 2013 Cuma

Daha ne kaldı geriye, bana dair?

Selamlar!


Uzun zamandır beni takip edenler okumuştur elbet ama kısa bir özet geçeyim, 2013'e girmeden bir hafta iki hafta sevgili olaylarına girmiştim. Hatta http://lazanyaaa.blogspot.com/2012/12/2013e-bir-hafta-kala-yazs.html bu yazımda da anlatmışım. Evet bu adam bitti gitti. Uzun süren, sevimsiz bir ilişkiydi...

Yaz tatilim kötü geçmişti 2012'de. http://lazanyaaa.blogspot.com/2012/08/yalnz-gecen-bir-tatil-ve-dogum-gunu.html birazcık burada da anlatmışım olayları... Ama neyse ki bu sene bir sürü tatil yapıp keyfini çıkardım ☺

Gelelim esas konuya, 2010 ve 2011 yıllarındaki yazılarımda hep sevgili siparişi verdim 2-3 yıl geçmiş üzerinden neler neler istemişim. Hatta birinde hattın Avea olsun yazmışım :)) Girip düzelttim az önce orayı, işim olmadığından param yokmuş demek ki. Kontörlü mesaj paketi falan mı alıyordum acaba ayahaha görünce baka kaldım öyle. 

Gelelim o iki yazıya, tek link veriyorum ikisine de ulaşabilirsiniz:


İstediklerimin kaçı karşıma çıktı ki? Belki bir çoğu ama hepsi tutmadı. Bu nedenle de olmadı.
Yarın yurt dışına çıkacağım. Belki orada 2014 için sevgili siparişimi veririm ve karşılaştırırız 2010da ve 2011de neler istemişim neler değişmiş bende.

Çok değiştim aslında, yoruldum. Büyüdüm. Hayat, babam ile benim ağzıma sıçıp beni çocukluktan önce büyütmüştü ama durmak bilmedi. Hala devam ediyor. ..

Bir sürü şey yazmak için girdim ama böyle oldu. Belki bugün ikinciyi yazıyı yazarım. Tam olarak ne anlatmak istediğime karar vermeliyim. 

Öpücükler :*

4 Ekim 2013 Cuma

adı köfte olsun

güneş gören 1+1 ev.
sağdan soldan toplanmış eşyaları birbirine uydurmaya çalışıyoruz.
halimiz biraz komik.
yemek yapmaya üşenip, akşamlarımızı çay bisküvi partilerine ayırıyoruz.
çok sıkıcı değil mi izlediğim ergen diziler?
konu ben olunca, sana sıkıcı bile gelmiyorlar, izliyorsun.

biraz sessizlikten şikayet ediyorum.
iş çıkışı siyah papyonu olan şeker bir köpekle geliyorsun eve.
ikimizde köfte severiz, adı köfte olsun!
bizim o artık, ikimizin.

haftasonlarımız benim kek yapma çabalarım ile geçiyor,
mırın kırın etmeden tadıyorsun.

uff hala havuçlu tarçınlının tarifini alamadım, söyleniyorum.
öpüyorsun geçiyor.

haftaiçi iş güç telaşlarımız, öğle tatillerinde birbirimizi görme çabalarımız...
akşam evde hırçın sevişmelerimiz.
sabah uyanışlarımız.
huzurumuz... 

23 Temmuz 2013 Salı

Kısmetse bu yılın sonuna kadar yüzük takıyoruz. 2014'te düğün var.

Heyecan dorukta, bu yılın sonunda yüzük takılıyor artık direk nişan mı olur söz mü kesilir bilemiyorum.

Düğünü yaza getirelim de sorun değil, hatta bahar...
Kır düğünü, uçuşan elbiseler.
Abiyeler olmadan, kıvrık hafif dalgalı saçlı kızlar.
Ceketsiz erkekler, jilet gibi pantolonlar ve köseleden kaçan ayaklar. Ne kadar huzurlu...

Başımda papatya tacı, dantelden yapılmış gelinliğim kabarıklıktan uzak ve sade.
Kolumda hoş bir damat, sevgi dolu gözlerle bakan. Ne kadar huzurlu...

Düğünü duyunca heves edip, kendilerine minik gelinlik aldıran küçük kızlar.
Küçük adam gibi giyinen, ufak delikanlılar.
Sevdiklerimiz, dostlarımız ve aile hatır falan derken çağırmak zorunda olduklarımız.
Ne kadar huzurlu...

Siyah son model bir gelin arabası, bembeyaz süslerle süslenmiş. Kelebek gibiyim adeta.
Sonunda Lazanya muradına erdi, çok şükür kurtulduk artık yazmayacak sevgilim öyle yaptı böyle yaptı diye sevinen siz...

Tabi bunlar sadece annemin gittiği falcının dedikleri çıkarsa olacak ☺

Demiş ki: "senin kızın bu sene sonunda yüzük takacak, seneye de evlenecek"

ahahahhahahahahaha

Çok kötüyüm lan dimi ☺


Sana neden katlanıyorum?

Tanışmamızı ve geçen ilk ayımızı hala unutamıyorum. Rüya gibiydi, hayatımda tatmadığım duyguları tattım. Umursamaz cevaplarıma kızıp, "ben ciddiyim" dedin. Kimse bana bu derece net yaklaşmamıştı, sevdim.


Her ilişkide bulduğumuz bahaneler sende yoktu, hızlı gittin ve tökezledin.

Tam 1 yıl oldu, günaydın mesajlarına hasret kaldım. Tatlı sohbetlerin özlemini yaşıyorum.

Bunlar ve anlatmadığım daha nice olaya rağmen sana neden katlanıyorum bilmek ister misin?
Çünkü hala o ilk ayımızda adamın kalbini taşıdığını düşünüyorum. İnciniyorum, üzülüyorum ama savaşıyorum. Ben yenilirsem, sende yenilirsin.

Belki biri alır götürür beni, pişman olursun.
Belki katlanma durumumun son kullanma tarihi dolar, yalnızlığı göze alır giderim.

Ya yeniden başlarız ya da biter.
Bu sefer dönüşü olmaz. 
Biteriz. 


16 Şubat 2013 Cumartesi

Kaderime yazılan 14 Şubat kabusu

Yıllardır hep özenmişimdir sevgililer gününü sevgili ile kutlamaya... Ama olmadı. Üniversitedeyken, sevgililer gününde terk edilmiştim hatta. Ben salak gibi telefon beklerken, "biz sevgili miyiz ki sevgililer gününü kutlayacağız" cümlesini duymuştum. Hala aklıma geldikçe üzülürüm.

Neyse bu 14 Şubatta da erkek arkadaşımla aramız bozuktu, kutlamadık. Telefonda konuşmadık bile hatta. Bir dal gül bile almadım, seni seviyorum cümlesini duymadım.

Hele ki hayalimdeki bu hediyeyi bile alamadım: http://lazanyaaa.blogspot.com/2011/11/sevgiliden-asla-gelmeyen-oyuncagn.html




2 Şubat 2013 Cumartesi

Mim'lendim Rahatladım

Melo'm beni mimlemiş, eğer mimlenmesem kendimi kötü hissederdim. Uzun zaman blogtan uzak kaldım, dışlanmış gibi hissederdim. Neyse ki canım blog arkadaşım beni unutmadı ☺

Buradan seçtiğim sorulara cevap vermeye başlıyorum:


1. Burcunuz nedir?
Aslan burcuyum ve yükselenim Oğlak. Nasıl bir sonuç çıkar bundan, yorumu olan varsa beklerim. Ama şunu bilmenizi isterim ki %70 Aslan, %30 Oğlak'ım.

2. Sizi yazmaktan soğutan olaylar?
İşsizken sürekli yazıyordum. Blogumun da sayesinde bir işe girdim ve sonrasında ofiste deşifre oldum. Bilenlerden, bilmeyenlere bir akım oldu ☺Bu nedenle ofiste olan biteni istediğim gibi aktaramadım. Bu da blogtan soğumama neden oldu. Ama şimdi geçti, iyiyim ☺

3. Hayatınızda dönüm noktası olan yaş hangisiydi?
Tam ergenlikteydim öss falan uğraşıyordum. Atarlı tutarlı manyağın tekiydim. Annem babam boşandı, ablam evlendi ve hayatım bir sene içinde hızla değişti. Mutluluğu kederi aynı anda yaşadım.

4. En sevdiğiniz yemek?
Küçükken pilavcı derlerdi bana. Pilav manyağıyım. Öyle bulgur falan sevmem, pirinç pilavı olacak. Kalorili olan yemekleri ve pahalı eşyaları çok severim ucuz ve kalorisiz şeyleri asla sevmem, ayrıca bu da berbat bir özelliğim hiç sevmiyorum!

5. Kendinize robot bir sevgili yapıyorsunuz, ona hangi özellikleri eklemek isterdiniz?
En güzel bu şekilde açıklayabilirim, geçmiş iki yazımı paylaşıyorum sizlerle:


Kısa oldu, öz oldu. Benden 5 soru 5 cevap.

Teşekkürler Melo'm



1 Şubat 2013 Cuma

Ocak Ayında Neler İzledim?

Anna Karenina:

Film aşk üzerine kurulu, romanı okuyanlarda daha iyi bilir. Ben adını biliyordum fakat kitabı okumamıştım. Kitabını okuduğum filmleri beğenmiyorum çünkü. Mesela Harry Potter'da hayal kırıklığı yaşamıştım. Kitapta bir sürü ayrıntı vardı fakat filmde yoktu. Keira Knightley başrol oyuncusu. Kadın güzel, farklı bir tarzı var. Bütün oyunculukları mı öyle bilmiyorum ama bu filmde süperdi.
Gitmenizi tavsiye ederim, görsel bir şölen söz konusu. Eski zamanın şaşalı balo giysileri, danslar, korseler falan havada uçuyor. Cidden beğendim. Gidemezseniz de, dvd gecenize renk katsın ☺


Mama:

Korku filmlerinin hastasıyımdır. Fakat uzun süredir ağzıma layık bir film bulamıyordum. Aralık ayında bir Türk korku filmine gitmiştim sevgilimle, hemde ilk sinema keyfimizdi... Kabus oldu. Neyse bu filmin güzel kısımlarına geleyim, başrolde küçük kızlar var ve harika oyuncular. Hem duygusal hemde korku filmi ilk defa izledim. Öyle aman aman korkmadım ama her an gergindim. Konusu farklı, ben çok beğendim bunu da tavsiye ederim. Hemde gösterime yeni girdi sayılır.



Celal ile Ceren:

Recep İvedik tiplemesinde sinemada gülmekten çatlayacaktım. Hala da tv de gördüğüm zaman sıkılmadan izliyorum. Şahan yeniden film yapınca, hemen fragmanı izledim ve gitmeye karar verdim. Tam sevgili ile gidilecek film kızlar! Uzun sürelik ilişkiden çıkan erkeği ve kızı anlatıyor ☺ Pişman olup, sürünsünn :p hehe 
Onun dışında bir artısı yok. Çok az güldüm, gözümden yaş falan gelmedi. Bir Recep İvedik değil yani. Gelde Recep İvedik'leri ATV veriyordu, bunu da verir. Paranıza yazık olmasın, gitmeyin. Haa derseniz ki, sevgilim anlasın neyin ne olduğunu biraz ders alsın... İşte o zaman biletleri ona aldırın ve gidin! ☺


Efsane Beşli:

Animasyon hastasıyım!!! Bayılıyorum bu filmlere. Çook çocuksu olmadıkça gitmeye çalışıyorum çoğuna. Şubat tatili nedeni ile turkcell ve vodafone kampanyaları durduruldu. Bu ay çok gidemem sanırım. Kampanya başlayınca sinemalara devam ederim ☺ Çocukluğunuzu özlediyseniz, bu filme gidin. Ben 3D izledim keyif aldım. Tavsiye ederim.


CM101MMXI - CEM YILMAZ:

Cem Yılmaz'ın gösterisine hiç daha önce gitmedim. Yada dvdlerin hepsini başından sonuna izlemedim. Hep youtube videolarından kesitler izledim. Sinemaya gelince merak ettim ve gitmek istedim. Hep pipi kuku esprileri vardı. İlk başta güldüm ama sonra çok sıkıldım. Cem Yılmaz tarzını sevenler için süper, benim gibi düşünenler için kötü.




Amour - Aşk:

Annem çok görmek istedi bu filmi. Kıramadım. Aslında fransız filmlerinden hiç hoşlanmam. Soğuk, duygusuz ve anlamsız geliyorlar bana. Aama annem bahane ürettiğimi düşünür diye diyemedim. Neyse gittik. Farklı yine, o soğukluk var. Vicdanımı sızlatan bir filmdi. Sonu berbattı. Bence sinemada izlemeyin. Zaten gösterimden kalktı çoğu yerde. 


31 Ocak 2013 Perşembe

Anne bak örnek gösterdiğin kıza neler oldu!

Aile dostumuzun kızı vardı, adı ceren. Bu ceren kolejde okuyordu, sınıfları 8 kişi falandı. Ben ise devlet okulundaydım. Çocukluk arkadaşımdı kendisi. En yakın arkadaşımdı. Ailesi de, benim ailemin en yakınlarıydı. Sık sık görüşürdük. Sırayla evlere gidip gelmeler falan.

Bizde odaya kapanır oyun oynar, okulda hoşlandığımız çocuklardan falan konuşurduk. Ben barbie oynarken, ceren çok güzel resimlerde yapardı. Barbieler ile alakası yoktu. Tabi bizimkilere, "çok cool" geliyordu bu durum. Bak Lazanya, Ceren ne güzel resim yapıyor. Sende yapsana, bebeklerle oynayacağına!! Kendimi o yaşta gerizekalı gibi hissediyordum bana böyle şeyler dendikçe...

Ceren'in matematiği çok iyiydi. Benim ise berbat. Misafirlik bitip, eve dönerken yolda, "bak ceren'in matematiği iyi, sen anca barbielerinle oyna" laflarını duyuyordum. Lan sanki karı resim yaparak matematik öğrendi. Onun sınıfı 8 kişi, benimki 48 kişi! Özürlüye anlatır gibi anlatıyorlardır. Benim zamanımda 50-60 kişilik sınıflar bile vardı. Hala var mı kaldı mı öyle bilmiyorum ki. Neyse işte. Her zaman o örnek gösterildi. Onun karnesi benden iyiydi hep. Ablam, annem ve babam onu sevip, örnek gösterirlerdi bana.

İçten içe kıskanıyordum demek ki, o zaman bunun farkında mıydım hatırlamıyorum ama sinir olduğumu çok iyi hatırlıyorum! Yazılarımı ona benzetmeye çalışıyordum, onun gibi yazıyordum. Bunu, şimdi burada yazarken hatırladım.

Neyse zaman geçti ceren lisede sınıfta kaldı, kavgacı bir kız oldu, sigara ve uyuşturucu kullandı. Erkeklerle oynaşmaya erkenden başladı, hırsızlık yaptı. Bu olaylarla beni de kirletmeye çalıştı ama akladım kendimi, doğruları ortaya çıkardım ve ailecek görüşmeyi kestik.

Sonra üniversiteye giremedi, erkenden evlendi boşandı ve şimdi yeniden evlendi.

Bak anne, zamanında övdüğün örnek gösterdiğin kız neler yaptı. Ben ise iyi kötü bir üniversite bitirdim, sigara içtim ama uyuşturucu merakım olmadı hiç. Kavga dövüşe karışmadım, sınıfta kalmadım hatta lisede teşekkür bile aldım ☺Hala resim yapamıyorum ama kimseyle de oynaşmıyorum.

Demek ki neymiş, ak göt kara göt belli olmuyormuş öyle hemen. Siz siz olun, kimseyi kıyaslamayın. Hele ki çocuğunuzu... Tabi onlarda bilemezdi böyle olacağını ama olan benim psikolojime oldu...