İzleyiciler

27 Eylül 2011 Salı

BEN SENİ ÇOK SEVEBİLİRDİM.

Ben seni çok sevebilirdim. Annemin beni sevdiği kadar...

Gitmeseydin kalabilirdim seninle. Birlikte yemek yapardık. Sen uyurken rahatsız olma diye sessizce toz alabilirdim mesela.

Sen uyurken seni çok özlediğimde dayanamayıp uyandırırdım süper bir omlet kokusuyla. Ben mesela, çok sevebilirdim seni.

Sabah uyanıp, gözlerimiz kapalıyken dişlerimizi fırçalardık ayna karşısında. Yumuşatıcı kokan mis gibi kıyafetlerimizi giyip işe giderdik. Minicik bir sandviç tutuştururdum eline, iş yerinde mutlu ol diye. Öpücüğümüzü verip ayrılırdık orada birbirimizden. Ben mesela akşam çok özleyerek gelirdim seni.

Hit hangi dizi varsa izlerdik, hürremden tut osmana kadar. Sıkılırsak yabancı dizi izlerdik. Akşam en sevdiğin tatlıyı getirirdim mutlu olurdun. Kirayı, suyu, elektriği ayırmak bu kadar tatlı olmaz başkasıyla :) Kandırırım seni böyle masum ve sevimli oyunlarla. Tek derdimiz sevgimiz olurdu mesela. Çok sevmek dert olurdu böyle başımıza.

Ben mesela çok sevebilirdim seni.

http://twitter.com/lazanyam

20 Eylül 2011 Salı

Mystery ve Lazanya Buluşması

Tam bir yılı doldurduk sanırım.
Yazılarından okumadığım hiç yok.
Hep benim yanımdaydı.
Bir şekilde hiç ama hiç kopmadık küsmedik darılmadık.

Gerçi darılma konusunda geçen hafta bir durum yaşadık. Buluşmak için sözleşmiştik. Ne yazık ki planım uymadı. Gelemeyeceğimi haber verdim fakat o kendini hazırlamıştı. Ne yaptım ne ettim en yakın zamanda olacağına ikna ettim. Aldım gönlünü! :) Buluştuk bugün. Kocaman sarıldım.

Yaşadığımız her şeyi detayıyla biliyorduk. Yaptığı hiçbir şeye karşı çıkmadım. Hep kafama yattı. Bazen kızdığım oldu. Ama o da bana kızdı :) Hep iyi olsun istediğim o dost yanımdaydı bugün. Sohbetimiz çok keyifliydi. Bloga yazamadığım anlatamadığım birçok şeyi ona anlattım. Fikirlerini belirtti, destek oldu yine. Uyardı da tabi.

Kahve içti, falına baktım. Güzel zaman geçirdim yanında. Dedikodu yaptık masumca. Sevdiklerimizden konuştuk genelde... Hem aile yapısı olsun hem kafa yapısı olsun kendimi çok yakın hissettiğim kuzudur kendisi. İyi ki tanıştık ve buluştuk Mystery :)

19 Eylül 2011 Pazartesi

Kimse giremesin bizim kalemize. Adı saygı olsun.

Daha önce hayatına öyle düzenbaz insanlar girmiştir ki, bütün güvenini alıp götürmüşlerdir. Büyük oyunlar, mide bulandıran yalanlar... Artık iyiyi kötüyü ayırt edemez olmuşsundur. Senin için herkes kötüdür. Zarar görmemek için, paranoyak olmuşsundur.

Ve bu seni çekilmez, istenmez biri haline getirmiştir.


Doğru insanı arayan herkes gibisindir. Fakat sadece fazla dile getirmişsindir. Bir gün bay doğru çıkar karşına ve ona karşı bile temkinlisindir. Çünkü sen artık bitmişsindir. Konuşarak bir şeyleri aşmaya çalışırsın, güven duygunu yeniden kazanmaya... Peki ya o da, yalansa? Tam güvenmeyi öğrenmişken, yeniden yıkılırsan?


     *Legoyu düşün, hani o renkli birbirine geçen parçalar. Senin yaptığın kuleyi, sert bir vuruş ile yıkan adi biri. Nefret dolu birazda.
      Hayvan herif o kadar sert vurmuş ki, legonun birbirine geçen dişlerinden birkaçı, bazı parçalarda yok. Kırılmış. Kırmış adi herif!

Yeni bir inşaat yapsan, ne kadar sağlam olur? O aşkı inşa etmeye çalışsan, karşındaki ne kadar sabırlı olur? Kırdırmasaydın amına koyim mal mısın demez mi sana? Derse eğer, o doğru insan mı olur? Yoksa tutar mı elinden? Gel beraber yapalım. Benim de gücüm yok ama sana yardım edeyim, sağlam olmayan yerlere destek vereyim. Sonunda "sen benim, ben senin" ol desek ... Ah işte o adama kurban olunur. Feda edilir her şey. Bence doğru adam odur.

-Yorgunum, benim kalemi de çok yıktılar. Gel lan bi de senin kalenin içine edeyim. Kale içine kapattığı hayalleri yıkıp, camdan uzattığın saçı keseyim diyenler de çıkmıyor değil hani.

Biri gelir böyle bir anda, parmaklarının arasından parmaklarını geçirir. Öyle çok sıkar ki elini, anlarsın. Gitmez o. Ama gidecek gibi yaşarsın. Doyamazsın onu yaşamaya. Yatmadan dua edersin Tanrı'ya bir kere ilk ve son olarak bir kere, yanımda olsun. Nefesini alıp verdiğini göreyim. Kulemdeki tek kahraman olsun. Sarkıttığım saçlarımı sevsin ve kimse giremesin bizim kalemize.

 http://www.formspring.me/lazanya  &  http://twitter.com/lazanyam

17 Eylül 2011 Cumartesi

Güzeldir belki de yalnızlık

Uyanıp, tepsiye kahvaltı hazırladım. Televizyonda cumartesi sürprizi vardı. Sofra kurmama gerek kalmadı. Yalnız olmanın tadını çıkaracağım ya... Güzeldi. Yumurtadan, çilek reçeline kadar sığdırdım tepsiye, televizyona baka baka yedim afiyetle. Sonra çayımın kalan yarısına, sigaram eşlik etti.

Kendim olarak ilk blog yazımı yazmaya karar verdim. Dünden bu bugüne kadar çok çok iyi tepkiler aldım. Mutlu oldum. Nasıl anlatmışsam artık kendimi, çoğu kişi şaşırdı. Çirkin betty bekliyorlardı sanırım. Şaşırttım biraz. Görünüşü geçelim desek, mutsuz bir kız bekliyorlardı. Görüştüğüm arkadaşlarımda böyle söylemişlerdi zaten, mutsuz gülmeyen bir lazanya.
-hayır.
Dışarıda benim kadar mutlu, umutlu ve güler yüzlü birine denk gelmek zordur... Enerjim hemen sizi sarmalar. Fakat benim enerjim sizcil. Yani keşke bencil olsaydı. O zaman beni sarıp sarmalardı. Gerçi bugünlerde enerjim sonsuz, hakkını yememek lazım. Yalnızlığın tadını çıkarıyorum. Gerçi, (burada gerçiyi ikinci kez kullanıyorum farkındayım) tadı tuzu yok ama olsun. Tadını çıkarıyorum demek pek havalı geldi.

sorular değişti fotoğraf koyduğumdan beri, http://www.formspring.me/lazanya
7/24 takip edenler aynı, http://twitter.com/lazanyam
özel konuşmak isteyenler ise maili tercih etti lazanyaa@hotmail.com.tr